Bir pazar sabahı çık gel yeniden bana. Hiç kırmamış gibi birbirimizi, hiç ağlatmamış geceler ikimizi. Yatağımızda uzanırken güneş ışıldasın yüzümüze, bir kuş ötsün belki, sev saçlarımı öperken gözlerimden.
Bir inatla kalkalım yataktan. Omlet yapayım sana. Çayımızı yudumlarken şımaralım, gülüşelim. Oturalım bahçede uzatalım ayaklarımızı hayatın tozlu yollarına.
Yine çık gel bana lütfen. Burda sensiz güneşler hep soluk, kuşlar hüzünlü, yumurtam bitmiş, çayımsa buz gibi. Çiçeklerim bile solmuş, kim bilir kaç sabah senin geleceğine sayarak susuz bıraktım onları. Yatağım dağınık, kim bilir kaç gece senin geleceğine sayarak sarıldım boş yastıklara.
Gittiğin yerde mutlu musun, memnun musun halinden. Aklına gelmez mi hiç yeniden çıkıp gelmek. Bir kapı eşiğinden bir hayata girmek. Ben sana o kapıyı hiç kapatmadım. Birgün çıkıp gelirsen küsme bana diye. Ki ben kaç gece küskün yıldızların altında yuttum hıçkırıklarımı.
Varsın olsun, sen dert etme.
Yeniden çık, gel.
Lütfen.
Çık, gel...