Çok daha fazla sevebilirdim.
Yazarın yazım dili öylesine güzeldi ki en sevdiğim kitap bile olabilirdi.
Sevmediğim o kadar şey oldu ki kitabı sevmeme mani oldu.
Feride'nin duygularının, kendisinin bile farkında olmayışı, hepten sinirimi bozdu. Ama karakterin küçük yaşta büyük kayıplar yaşaması, ilgiye aç olması, korkularının olması, davranışlarını mazur görmeme sebep oldu.
Kamranın sevgisine asla inanamadım. Kamran kitapta o kadar az var ki, sevgisini bırakın, kendisini görmeye bile alışamadım. Kitabın sonunda ki o seni çok seviyoruma da güvenmedim. Seven insanın, sevdiğinden başka birini görmesi, bakması, dokunması mümkün değil. Tıpkı Feridenin, bir başkasını istememesi gibi...
Muhabbetleri bile iki, üç cümlesinin ötesine gitmedi. Birini tanımadan, bilmeden, dinlemeden sevmek, hakiki sevmek midir emin değilim.
Bence Kamran, Ferideye ulaşamadığı için sevdi. Niyeyse öyle hissettim. Feride, tanıdğı kızlardan daha farklıydı, onun için ulaşılmazdı, sürekli kendisinden kaçan biriydi ve o da belki bu yüzden aşık olduğunu sandı.
Aslın da Feridenin aşkı da üzerimde bir etki bırakmadı ancak üzüntüsünü çok fazla hissedebildim.
Eğer ortada bir aşk varsa bunu daha çok okumalı, daha çok alışmalıydım.
Bunun dışında; herkesin Ferideye aşık olması, her gittiği yerde başına aynı şeyin gelmesi, tüm insanların işi gücü Feridenin dedikodusunu yapmakmış gibi gösterilmesi, çok bunalttı.
Daha ince bir kitap da olsa olurmuş.
Kitabın çok eskide yazılmasını, bu yüzden bu kadar fitne çıkmasını anlıyorum ama her sayfada bunu okumak, beni çok rahatsız etti.
Feridenin, sırf kamranı sevmediğini kanıtlamak için, bir başkasına evlenme teklifi etmesi de beni iyice soğuttu.
Kamranın kızını bu kadar çok sahiplenmesi, sevmesi de rahatsız etti. Seven bir kadın; sevdiği adamın, başkasından doğmuş olan