“Kamp ateşi'nin başında oturmuş sohbet ediyorduk. Biraz mırıldanarak biraz gülümseyerek. Ateş sarı turuncu tüm renkleri ile yanmaya devam ediyordu. Elimizde demir bardaklarımız içlerinde de sıcak çayımız vardı. Ateşten aydınlanan yüzü belli belirsizdi. Gülümsemesi ışık hareketlerinden inanılmaz güzel görünüyordu. Gece’nin sessizliğinde sadece kısık sesle birbirimizle konuşuyorduk. Bazen gülümsemelerimiz kahkahaya dönüşüyor bazen de sessiz kalmaya çabalıyorduk. Yüzümüz ateşten ısınmış olsa da sırtlarımız bir okadar soğuktu. Kamp sandalyesinde biraz büzüşmüş, ellerimizi ceplerimize sokmuştuk. Ateş’in inanılmaz rahatlatıcı etkisi ile geçen saatlerin farkına bile varmamıştık. Gün ağaracaktı neredeyse hala konuşmaya devam ediyorduk. Bir ses duydum! Ayı mı o yoksa kurt mu? Artık saçmalamaya bile başlamıştık. Halüsinasyon görüyorsun sanırım dediğinde korktum ama bir yandan da bana şevkatle bakıyor olması kendimi huzurlu hissettiriyordu..."