Aynada tuhaf bir şekilde parlayan ve korku dolu gözlerini ona dikmiş kızarmış yüze bakarken "Bu kim?" -diye düşünüyordu. Birden anlayarak, "Evet, bu benim," -dedi.
"Ölüm!" -diye düşündü Anna. Ve üzerine öyle büyük bir korku çöktü ki, uzun süre nerede olduğunu anlayamadı, titreyen elleriyle uzun süre kibriti bulamadı, dibine kadar yanıp biten mumun yerine başka bir mum yakamadı. "Hayı, yaşamak her şeydir! Aslında ben onu seviyorum. Aslında o da beni seviyor! Böyle bir şey oldu ve geçecek, "-diyor ve hayata dönüş sevincinin yanaklarına akıttığı gözyaşlarını hissediyordu.
Vronskiy'in kalbinde kendisi için yeniden bir sevgi uyandırmanın, onu cezalandırmanın ve Anna'nın yüreğine yerleşmiş olan kötü ruhun Vronskiy'le yaptığı savaşta zafer kazanmanın tek yolu olan ölüm, apaçık ve canlı bir şekilde gözünün önüne gelmişti.
Daha önce hiçbir zaman bütün bir günü kavgalı geçirmemişlerdi. İlk kez bugün öyle olmuştu. Tam bir soğumanın açık itirafıydı bu. Yoksa atın sertifikasını almak için odaya girdiği sırada baktığı gibi bakabilir miydi ona? Ona bakmak, yüreğinin umutsuzluktan parçalandığını görmek, umursamaz ve sakin bir yüzle hiçbir şey söylemeden geçip gitmek mümkün müydü? Ondan sadece soğumamıştı, başka bir kadını sevdiği için nefret ediyordu üstelik, bu apaçık ortadaydı.