Hak Teâlâ, bulutları sevk etmek için Ra’d adlı küçük bir melek yaratıp onu mikail aleyhisselam’a tâbi kılmıştır. Onun demirden bir kırbacı vardır; bununla bulutları deve gibi sevk eder. Vuruşunun şiddetiyle kırbacından ateş çıkar. Bu ateşe şimşek derler. Eğer o ateşin kıvılcımından yere düşse, ona yıldırım derler. O o korkunç Yıldırım yukarıda bahsedilen küçük melek Rad’ın, Hakk’a hamd ederek tesbih etmesinin sesidir.
Hiçbir medeniyetin İbn-i Sina’sı, Lokman Hekim’i, Merkez Efendi’si, Akşemsettin yoktur. Akşemsettin sadece din adamı değil aynı zamanda ikinci İbn-i Sina denilen bir hekimdir. Batılıların “Avicenna” ismiyle andıkları ünlü türk bilginimiz İbn-i Sina’nın eseri “Tıp Kanunu” yakın tarihimize kadar Batı’daki bir çok tıp fakültesinde ders kitabı olarak okutulmaktaydı.
Dünyaya doğal tedavileri öğreten bir medeniyet olmamıza rağmen, tıp fakültelerimizde bu yöntemlerin öğretilmiyor olması bizim ayıbımız ve utancımızdır. Dolayısıyla mevcut boşluğun tıp misyonuna
sahip olmayanların eliyle doldurulması da kaçınılmaz bir sonuçtur.
Yapılan bir araştırmada eski alışkanlıklardan sonra edinilen yeni alışkanlıklar beyinde nörolojik patern ( davranış kalıpları )  oluşturarak , yeni alışkanlıklar tarafından bastırılabiliyor. Bu sinyaller yeni dürtüler yolu ile etkisiz hale getirilirken , kişinin alışkanlıkları değiştikçe beyni de değişmektedir . Zihin alışık olduğu nesneyi gördüğünde alışkanlığı yerine getirme arzusu aktive oluyor ve kişi yeni alışkanlıkları için dürtüleniyor.
Sistemi doğru kullandığımız da ihtiyacımız olan o harika bilgi biz yeniden kendimize getirebilir.