Kaçırılmaması Gereken Bir Yolculuk
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 19:50
Matt Haig’le tanışmam yaklaşık dört yıl önce Gece Yarısı Kütüphanesi sayesinde oldu. O kitap yalnızca çok sevdiğim bir roman olmakla kalmadı, bazı şeylere bakışımı gerçekten değiştirdi. Sonrasında yazarın Türkçede yayımlanan tüm kitaplarını okudum. Bu yüzden Gece Yarısı Treni duyurulduğunda heyecanlanmam kaçınılmazdı. Elbette bu bir devam kitabı değildi ve Gece Yarısı Kütüphanesi’nin de böyle bir devam hikâyesine ihtiyacı yoktu. Ama aynı evrende geçen yeni bir hikâye fikri beklentimi oldukça yükseltmişti. Romanın merkezinde, hayatının büyük bölümünü işle geçirmiş kitap zinciri sahibi Wilbur Budd var. Seksen bir yıllık ömrü boyunca pek çok şey kazanmış olsa da bunun bedelini en çok sevdiği insanı, Maggie’yi yavaş yavaş kaybederek ödemiş. Yıllar sonra gelen bir telefon, Wilbur’a kaybettiklerini geri kazanma umudu verirken bu kez karşısına ölüm çıkıyor. Ve ardından Gece Yarısı Treni... Wilbur bu trenle hayatının en parlak ve en karanlık anlarına doğru bir yolculuğa çıkıyor. Ancak bu yolculuğun önemli bir kuralı var: Geçmişteki haliyle konuşmamak. Peki siz hayatınızın yönünü değiştiren o ana yeniden dönme şansınız olsaydı gerçekten sadece izlemekle yetinebilir miydiniz? Yoksa bambaşka bir hayatın ihtimali uğruna kuralları çiğnemeyi göze alır mıydınız? Gece Yarısı Kütüphanesi bende yıllar önce nasıl güçlü bir etki bıraktıysa, Gece Yarısı Treni de beni hayal kırıklığına uğratmadı. Aynı evrende geçen bu hikâye, tanıdık duygular taşısa da tamamen kendi ayakları üzerinde duran bir roman. Hüzünlü, umutlu, düşündüren ve akıp giden bir okuma oldu benim için. Matt Haig’i sevenler için yine kaçırılmaması gereken kitaplardan biri.
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026296 okunma
Iskaladık hayatı
Puan vermedi·84 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 01:00
Onur Özkoparan’ ın, “Her şeyi bırakıp gitmek istiyorum,” isimli romanı Macit karakteri, ailesi ve mahalle arkadaşları üzerinden tutunamayan bir karakterin yaşamını mercek altına alıyor. Romanı okurken sık sık Hamlet’in o meşhur cümlesini işittim: “Ekonomi, Horatio, Ekonomi!” (Macit’in babası da ölü Danimarka kralı kadar tekinsiz.) Eser, Karnavalesk yapısı ve güvenilmez anlatıcısıyla renkli bir okuma deneyimi sunuyor. Macit’in çelişkili doğası ve kirli dili, sokaklarımızın zenginliğini ve yazarın gözlem gücünü ortaya koyuyor. Bu kadar kalabalık bir hikâyede isimleri akılda tutarken zorlansam da karakterlerin sıkışmışlıkları ve benzer dertleri buna takılmamı engelledi. Okurun yaşadığı kafa karışıklığının yazarın bilinçli seçimi olduğunu düşünüyorum. “Hayatım boyunca gerçekle rüyayı ayırt etmekte zorlandım” diyen Macit mi yoksa yazar mı diye düşündüm. Başıma sık gelen bir şey bu, rüyadan uyandığımda fiziksel bedenime alışmam uzun sürüyor. Rüyanın gerçekliği o kadar yoğun ki dünyanın varlığından ciddi anlamda şüpheye düşüyorum. Macit’in babası ve Hakkı Amca karakterleri aynı kişi mi olabilir mi karışıklığına düştüm mesela. Rüyada her şey mümkün çünkü. Sonra bu yaşlı adamların aslında toplumun ebeveyn temsilleri olduğuna karar verdim. Ve onları sembolik anlamda öldürmeden büyümek mümkün değil… Anne figürü üzerinden gösterilen evliliğe bağlı çaresizlik, her kadını toplumun beklentilerini sorgulamaya davet ediyor. Macit’in kadına bakışı hüzünlü. Sanata yaklaştığı, dikey hayata geçebildiği yer aslında ona şaşırarak baktığım yer. Konuşurken kirli bir dil kullanıyor ama öyle şiirler yazıyor ki “Ne çok küfretti” dediğim karaktere başka gözle bakmaya başlıyorum. Güvenilmez bir karaktere güvenme arzusu doluyor içime. “Leş gibi yalnızlık kokuyordum” kitabın en sevdiğim cümlesi. Can
Her Şeyi Bırakıp Gitmeyi DüşünüyorumOnur Özkoparan · Mahal Edebiyat · 202514 okunma
Reklam
Gitmek mi zor kalmak mı?
10/10
·64 syf.··
2026 26. kitabı
#okudumbi̇tti̇ "Çöpler mi toplanıyordu, yoksa kırılıp bin parçaya bölünen umutlar mı?" "Yok sayıldığım, değer görmediğim yerde nasıl mutlu olabilirdim ki?O bağırdı,ben sustum.Ben sustukça haklı zannetti kendini." Merhaba kitap dostlarım.Bugün size çok sevdiğim çiçeği burnunda yazar arkadaşım @sibel.dulger'in kitabı ile geldim.@potkalkitap'tan çıkan eseri okurken yeri geldi gözlerim doldu,yeri geldi karakterin yerine umutlandım. Kadına yönelik kitapları okumayı zaten çok seven bir okurum. Yazarımız da eserinde dokuz kısa öykü ile birbirinden farklı kadınların hikâyelerine yer vermiş. Kimi yok sayılan,kimi aldatılan,bazılarının kıymeti bilinmemiş, bazıları uçurumun kenarından dönmüş,yorgun,bitkin ama ne olursa olsun her daim 'Ben buradayım' diyen güçlü ve sapasağlam duran kadınlar, hikâyelere konu olmuş. Yalın,akıcı anlatımıyla her yerde karşılaşacağımız bu kadın karakter öykülerini okurken içinizin acımasına,hüzünlenmeye, bir parça umutlanmaya engel olamayacaksınız. Beni özellikle etkileyen öyküler 'Baharın Kalbinde Bir Kadın', 'İnci Küpe' ve 'Meryem' oldu. Kitaba ismini veren 'Yokuştaki Ev' ise nostaljik yapısıyla çok dokunaklıydı. İlk kitabı olmasına rağmen kurgudaki akıcılık, verilen mesajlar çok etkileyici.Sevgili Sibel yazmaya devam et lütfen,kalemin daim olsun canım Canım Merve iyiki önerdin iyiki okuduk birlikte, varol her daim @sibel.dulger @1kitap.1kahveee @potkalkitap @herayokuyanlarkulubu Merve #kitap #book
Yokuştaki EvSibel Dülger · Portal Kitap Yayınları · 202641 okunma
10/10
·186 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
Fantastik kurgularda en sevdiğim şey, beni gerçek dünyadan tamamen koparıp bambaşka evrenlere götürebilmesi. Dünya'nın Son Işığı da bunu başaran kitaplardan biri oldu benim için. Aydınlığı temsil eden Severanos ve karanlığı temsil eden Marvinos arasındaki mücadeleyle başlayan hikâye, farklı gezegenler, özel güçler ve kaderleri birbirine bağlı karakterlerle giderek daha da derinleşiyor. Kitap boyunca karakterlerin kendi kimliklerini ve sahip oldukları güçleri keşfetme süreçlerini ilgiyle takip ettim. Özellikle kurulan evren ve ışık-karanlık dengesi üzerine inşa edilen olaylar merak duygumu sürekli canlı tuttu. Lara ve Cenk'in hikâyesi ilerledikçe yalnızca yaklaşan büyük mücadeleyi değil, karakterlerin yaşadığı değişimi de görmek hoşuma gitti. Sayfalar ilerledikçe hikâyenin beni nereye götüreceğini merak ederek okumaya devam ettim. Benim için keyifli ve sürükleyici bir okuma oldu. Kurulan evreni keşfetmekten büyük keyif aldım ve kitabın son sayfasını kapattığımda hikâyeden ayrılmak istemedim. Şimdi ise devamında neler olacağını merakla bekliyor olacağım.
Dünya'nın Son IşığıEsra Turan · İkinci Adam Yayınları · 202451 okunma
roman sana roman yazılır be adam
10/10
·238 syf.··
2026 56. kitabı
Neva’dan okuduğum ilk kitaptı, ki zaten kadının başka serisi de yok. Ama şunu söylemem gerekiyor ki ROMAN BUL BENİ Serinin en çok sevdiğim yanı iki karakterden birinin (ya da ikisinin de) bir kusura sahip olması. Yani buna kusur denir mi bilmiyorum ama bence kitaba renk katmıştı, ayrıca o kadar güzellerdi ki resmen ağzım açık kaldı. Kitaplar sıkmıyor, hızla akıyor gidiyor, ki tek sevmediğim yanı her kitabın sonunda kızların kaçırılma sahnesi vardı genelde. Ama puan kırmaya değmezdi be yavrum. Beğendim, dark romance seviyorsanız ve kısa olsun diyorsanız okuyabilirsiniz bence
Painted ScarsNeva Altaj · ‎Independently Published · 20222,966 okunma
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
Virginia Woolf en sevdiğim kadın yazarlardan biridir. Kendine Ait Bir Oda ve Orlando eserlerinden sonra okuduğum bu kitap, yazarın edebiyat eleştirileri, denemeleri ve anı yazılarından oluşan özel bir seçki olmuş. Bu eserinde geçtiğimiz yüzyılın başında bir kadın olarak yazar olmanın ve edebi dünyada varlığını kanıtlamanın getirdiği zorlukları derinlemesine ele almış. Kitap, edebi hazlar ve dönemin yazarlarına dair düşüncelerin yanı sıra, bugün bile güncelliğini koruyan temsilde cinsiyet eşitsizliği ve edebi cinsiyetçilik konularına odaklanıyor. Yazarın zeki, samimi ve yalın diliyle şekillenen bu denemeler, kadınların yazma özgürlüğü önündeki engelleri sorgularken edebiyat dünyasına feminist ve aydınlık bir pencereden bakmayı sürdürüyor. Peki bu kitabı kimler okumalı? Başta Virginia Woolf’un edebi dehasına ve feminist duruşuna hayran olanlar olmak üzere; edebiyat tarihinde kadının sesini, yazma özgürlüğünü ve temsilde adaleti dert edinen herkesin kitaplığında bulunması gereken bir eser. Kadınların kalemi eline aldığında karşılaştığı görünmez duvarları anlamak ve Woolf’un o aydınlık penceresinden bakmak isteyen tüm okurlara bu ilham verici yolculuğu kesinlikle tavsiye ederim.
Yazınsal UstalıkVirginia Woolf · Kanon Kitap · 2024101 okunma
Reklam
Reklam