Okuduğum en yumuş mafya kitabı olabilir. Rus mafyası var kurgumuzda ama daha yumuşak daha aşk adamı bir Pakhan karakterimiz. Olaydan çok aşk ve duygular var.
Anlaşmalı evlilik ana konusunda ilerleyen kitap hızlı bir dile sahip ki karakterlerin âşık olmaları, itirafları bir çırpıda oluyor. Ama itiraf ediyorum buna hiç takılmadım. Aksine aşırı keyifle okudum. Yani dark, sert bir kurgu değilse aradığınız mis gibi kurgu valla üstelik çabucak okunuyor.
Okurken en çok diyaloglardaki şakacı havayı sevdim. Nina ve Roman o kadar rahat ve sıkmayan bir çiftti ki okudukça okuyasım geldi. Başlarda çok yumuşak, okuduğum mafya kitaplarına benzemeyen bir kurgu gibi gelince sevmeyeceğimden korkmadım desem yalan olur. Ancak okudukça o kadar içine girdim ki kitabın, hiç takılmadım valla yumuşluğuna. Roman aşırı tatlıydı. Âşık Roman tam kedi yavrusu gibiydi ama Pakhan Roman da gözü kara katildi. Nina'nın gücüne de ayrı hayran oldum. Çok orijinal bir karakteri vardı, hafif çatlak ama esprili kişiliğini çok ayrı sevdim.
Kısa, çabucak okunan ve *bence* hiç sıkılmadan birkaç saatte bitebilecek bir kitap Tuvaldeki Yaralar. Sert, dark mafya kitaplarını sevmeyenler mutlaka okumalı bence. Sevenlerde daha yumuşak, aydınlık bir mafya kitabı olduğunu bilerek başlamalı. Kitapta tek Nina'nın son dakika büyüttüğü olayı ve araya giren, bana göre gereksiz uzun olan o ayrılığı sevmedim. Bir de kitabın daha uzun olmaması detayı var ki birkaç sayfa daha olsun da birkaç cümle daha okuyayım istedim. Bunun dışında mis gibi kafa dağıtmak kitap.