Bu kitabı fazlasıyla sevdim. Peki, neden mi sevdim?
Çünkü bu kitap, tam da benim yaşamak, içinde nefes almak istediğim dünyayı anlatıyor. Piyasada havada uçuşan soyut teorilerin ya da bizi yoran belirsizliklerin aksine, burası tesadüflere yer bırakmayan, tıkır tıkır işleyen bir yönetim mekanizması gibi.
Kitap her şeye en temelden başlıyor: Önce bilgiyi tanımlıyor, ardından insanı. Sonra bu bilginin tam olarak nasıl kullanılacağını, nerede işe yarayacağını, insanın erdemlerini ve bu bilgiyle hem kendini hem de toplumu nasıl yöneteceğini adım adım inşa ediyor. Bu yönüyle burası soyut bir felsefe metni değil; tam bir işleyiş, tam bir yönetim kitabı.
Benim olmasını istediğim dünyada her şey, problemlerin ve sorunların doğru oranda çözülmesiyle ilerliyor. Temelde kusursuz, geometrik bir doğruluk zinciri var:
Doğru bilgi Doğru kişi Doğru yönetim Doğru problem çözümü.
İşte her şeyin bir doğruluk üzerinden gittiği, kılavuz kargaların ya da grup içi fraksiyonların sesinin kısıldığı, o berrak aklın yönettiği bir dünya özlemi... Sanırım bu kitabı bu kadar çok sevmemin asıl sebebi bu.
Peki, siz de bu kadar mekanik işleyen bir dünyada var olmayı ister miydiniz? Tüm sorunların doğru kişiler ve doğru yöntemler tarafından çözüldüğü, her adımınızın sağlam basamaklarla sağlamlaştırıldığı ya da doğrulaştırıldığı bir hayatta?..
Satır aralarında buluşmak dileğiyle.