10/10
·424 syf.··
2026 99. kitabı
#artemisaşkına Lucky River Çiftliğine hoş geldiniz! Burada çok yakışıklı kovboylar var tamam, çokça ateşliler de dizginleri onlara bırakabilirsiniz Yüce Google baktım tüm Rivers kardeşlerin kitapları yazılmış. Umarım kısa sürede çevrilir bize. İlk kitapta Wyatt'ı hınzır zampik erkek kardeş olarak tanıdık. Çocukluk arkadaşı Sally ile flörtöz tatlı bir arkadaşlığı vardı. Ama sürekli ağabeyi Cash'in uyarılarına maruz kalıyordu. Meğer bizimkiler aslında çoktan birbirine aşıkmış. Ah Cash ne yapsan da boş. Ama sorun şu ki Sally'in veterinerlik kariyeri adı altında babasının sürekli tatlı baskısı var. Aslında kızın hayali değil babasının yapamadığını yapma arzusu. Diğer yandan Sally epey özgüvensiz ve aslında Wyatt'ı rahatlığını pek kıskanıyor ve en yakın arkadaşına sahte sevgili olmayı teklif ediyor. Hem kendine güveni artsın hem de etkilendiğini düşündüğü adamı kışkırtmak amacıyla. Ancak işler tam tersine dönüyor. Uuu çok fena yandı ortalık Yetişkin içerikli seri haberiniz olsun. Ben bu kovboyları pek sevdim. Sally'in kendi hayallerinin peşinden gitmesi ve Wyatt'ın sevdiği kadın için fedakarlık yapma arzusu çok hoştu. Yine kitabın sonunda çok merak ettiğim Sawyer ile ilgili gelişme oldu. Sonraki kitap ona ait olmalı. Sabırsızlıkla bekliyorum
WyattJessica Peterson · Artemis Yayınları · 20267 okunma
7/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 07:14
𝗦𝗮𝗱𝗲𝗰𝗲 𝘀𝗲𝗻 𝘃𝗲 𝗯𝗲𝗻, 𝗮𝘆𝗻ı 𝘁𝗮𝗿𝗮𝗳𝘁𝗮... 𝗕ü𝘁ü𝗻 𝗞ö𝘁ü𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻 Ş𝗲𝗵𝗿𝗶 𝗸𝗮𝗿şı𝗺ı𝘇𝗱𝗮 𝗼𝗹𝘀𝗮 𝗯𝗶𝗹𝗲. ━━━━━━━ Spoiler içerir!! Kitap, başkarakter Yekta’nın bir ceset başında, elleri kan içinde ve hiçbir şey hatırlamadan uyanmasıyla başlıyor. Suçunu tam olarak bilememesi nedeniyle “Kötülerin Şehri” olarak bilinen ada hapishanesine, gri mahkum formasıyla gönderiliyor. Hikâye buradan itibaren hız kazanıyor. Kötülerin Şehri nedir? 2021 yılında Türkiye’de kurulan Ada hapishaneleri sisteminin bir parçası olan bu yer, 18–30 yaş arası mahkumların gönderildiği izole adalardan oluşuyor. Ama buraya “hapishane” demek biraz hafif kalıyor; resmen suçlular için kurulmuş ayrı bir toplum gibi. Şehir dışındaki suç oranını düşürmek amacıyla tasarlanmış bu sistem, ironik bir şekilde mahkumların bile oradan çıkmak istemediği bir düzene dönüşmüş. Ada, suç türlerine göre beş bölgeye ayrılmış: ayrılmış: #Kırmızı Bölge (Dolandırıcılar ve hırsızlar) – Öncü: Amber #Mavi Bölge (Şiddet suçluları) – Öncü: Mirza #Siyah Bölge (Katiller) – Öncü: Kunter #Yeşil Bölge (Kaçakçılar) – Öncü: Giray #Sarı Bölge (Cinsel istismarcılar) – Hiçbir sarı uzun yaşamıyor; adaya düştüğünde meydanda idam ediliyorlar. #Gri ise suçu kanıtlanmamış veya muallak olanlar için. Gri’ler istediği bölgeye geçiş yapabiliyor Yekta, hafızasını kaybetmiş bir gri olarak adaya düştüğü için herkesin ilgisini çekiyor. Özellikle Kunter’in onu elde etmek için her şeyi yapması, hikâyeye ciddi bir gerilim katıyor. Diğer karakterler hakkında şunu söyleyebilirim , En sevdiğim karakter kesinlikle Kunter oldu. En ısınamadığım ve yapmacık gelen Asıl ve gıcık kaptığım Öncüsü Amber. Giray,Mirza, Sinan, Devin ve arkadaşlarını da sevdim diyebilirim. Sarah'ın ölümüne üzüldüm. Kitabın sonunda Yekta’nın hafızası geri gelir ve aslında suçsuz olduğu ortaya çıkar. Ancak bu
1000Kitap
Veyl - Kötülerin ŞehriFatma Şamata · Artemis Yayınları · 2025498 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·352 syf.··
2026 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 09:44
Je t'aimais, je t'aime, je t'aimerai. Seni sevdim, seviyorum ve seveceğim. Anne ve babasını bir yangında kaybeden Bonlivre'in kalmaya başladığı yurtta birkaç gün sonra müdür değişir. Müdürün değişmesiyle beraber tüm çocukların hayatı çekilmez bir hal almaya başlar. Herkesin kişisel eşyasına el konulur, yemekleri kısılır, soğukta uyurlar. Bonlivre, yazar olan anne ve babasının ona bıraktığı defteri itinayla yeni müdür Xavier'den saklarken müdür sonunda deftere de el koyar. Tüm çocukların mutsuzluğu yurtta yerleşik bir hayat yaşamaya başlamak üzereyken Bonlivre, akşamları hikayeler anlatmaya başlar. Ve bu umudun yeşermesi demektir. Elbet yasaktır. 🪾 Bu esnada şehirde yazarlar kaybolmaktadır. Kahramanımız ailesinin ölümüyle bu kayıplar arasında bağ olduğunu düşünür ve sonra olaylar gelişir. Yazar macera dolu bu kitabı anlatırken sakinliğini korumuş. Kitabı bitirirken bunu düşündüm. "Ne kadar sakin, koşturmacadan uzak, güzelce yerleştirmiş olayları," dedim kendime. Bu kısmı ayrıca sevdim. Dostluk, yuvaya dönme, pes etmemek, her şeye rağmen cesur olmak, dayanışma temaları kitabın tamamına işlemiş. Çevirisi sayesinde de bir çırpıda okunuyor kitap. Çevirmenin dile hakimiyeti sayesinde kitaptan hiç kopmuyorsunuz. Bu iyi çevirinin sahibi de @asli.konac
Bastien Bonlivre'in Şaşırtıcı HikâyesiClare Povey · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2025 565. kitabı
Kitabın çıkış noktası oldukça ilgi çekiciydi ve daha ilk sayfalarda merak duygusunu yakalamayı başardı. Açıkçası başlangıcını çok sevdim. Bir ara hikâyenin temposu biraz düştü ve ilgimin azaldığını hissettim ama bu uzun sürmedi. Yazar, tam kopacakmışım derken olayları yeniden hareketlendirerek beni hikâyenin içine çekmeyi başardı. Karakterlerin yaşadıkları, verdikleri kararlar ve tesadüflerle şekillenen olay örgüsü keyifli bir okuma sundu. Özellikle hayatın bazen küçücük seçimlerle bambaşka yönlere savrulabileceğini göstermesi hoşuma gitti. Romantik, sıcak ve yer yer düşündüren bir hikâyeydi. Kitapla ilgili en büyük sıkıntım çeviri ve editöryel süreç oldu. Gözüme çarpan yazım ve imla hatalarının sayısı beklediğimden fazlaydı. Hikâyeden koparmasa da okuma deneyimini zaman zaman olumsuz etkiledi. Buna rağmen genel olarak kitaptan keyif aldım. Çok derin ya da unutulmaz bir eser olduğunu söyleyemem ama farklı kurgular okumayı sevenler için güzel bir alternatif. Akıcı, samimi ve yer yer yüzümde tebessüm bırakan bir okuma oldu.
Yazı mı Tura mı?James Bailey · Sonsuz Kitap · 202017 okunma
10/10
·594 syf.··
Beğendi
·
2026 147. kitabı
Merhabalar Bugün sizlere çok sevdiğim yazarın Cesaret serisinin ilk kitabı olan Komplo ile geldim. Bu kitapta Yıldırım dağlı'yı okuyacağız ben okurken çok heyecanlandım Çok sevdim ve sizlere Kesinlikle tavsiye ederim. "Her şeyden vazgeçip ev olmaya çalışırken sana, kendini sokakta bırakmanı asla İzin veremem. " Yıldırım Dağlı..yine kardeşlerini korumaya çalıştığı bir günde zorla bindiği arabada hiç beklemediği bir kişiye aşık olarak bulmuştu kendisini. Bu aşk uzun yıllarca beklemekle geçti ve o aşk sadakatını saygısını asla kaybetmedi. Aslında kitapta insanların dışarıdan göründüğü gibi olmadığını, bazen en sert görünen kalplerin en büyük acıları taşıdığını hissediyoruz. Yıldırım benim için içindeki o yaralı umudu tam küçük çocuğa tutunmuş sevdikleri için herşeyi yapan karanlık ama bir okadarda bembeyaz biriydi. Küçük yaşta annesini kaybetmesi, babasının ona daha çocukken büyük sorumluluklar yüklemesi ve yıllarca ailesinin yükünü omuzlarında taşıması onu bugünkü hâline getirmişti. Özellikle kardeşlerini her şeyden ve herkesten korumaya çalışması, sert görüntüsünün altında ne kadar fedakâr bir insan olduğunu gösteriyordu. Onu büyüten ve sevgisini hissettiren halasıyla olan bağı da ayrı bir sıcaklık katmıştı. Yıldırım'ın yıllar önce Vera'yı ilk gördüğü anda başlayan sevgisini ve buna rağmen beklemek üzerine yaşadığı hayatı benden tam puan aldı. Ne saygılı adamsın be mafyaların Kralı Yıldırım... Vera'nın ise Siirt'li bir ailenin tek kızı olsada ailesi tarafından sürekli geri planda bırakılmasına rağmen güçlü durmaya çalışması beni derinden etkiledi. Onun yaşadığı çaresizliği, kırgınlığı ve zamanla güçlenişini hissederek okudum. Çoğu zamanda kızdım ne yalan söyleyeyim. Vera ve Yıldırım'ın okurken kusursuz bir aşk hikayesi beklemeyin aynı zamanda önyargılarla, geçmişin
KomploMüjde Aklanoğlu · Hasrem Yayınları · 202514 okunma
İlk kitaptan çok daha güzeldi
8/10
·532 syf.··
2026 1. kitabı
Eveet, uzun süredir buraya gelmemiştim çünkü uzun süredir bir kitabın sonunu görmeyi başaramadım. Kitabı az önce bitirdim ve buna yorum yapmaya başlamadan önce ilk kitabına yazdığım şeylere baktım. İçimden bir hisin ikinci kitabı daha çok seveceğine dair bir şey söylemişim ve tamda dediğim gibi oldu. İlk kitaptan daha çok sevdim, daha çok aktı. İlk kitapta 100 sayfa akmadığından ve alinle olan kısımların beni bunalttığından dolayı yakınmışım. Bence ikinci kitapta bunların azalması ve Aral'la Lina'nın artık yakınlaşma evresine geçmesini okumak daha çok beğenmemi sağladı. İlk kitap gizemlerin önümüze koyulması, travmaların kaosun eksik olmamasıyla geçerken bu kitapta da yine arka planda gizemler kaoslar devam ederken bu sefer ikilinin hisleri yakınlaşmaları tam olarak süslemiş kitabı. Aral'ın çevresinin dahil olduğu kısımlar gerçekten kitapta okumayı en sevdiğim ve en eğlendiğim kısımlar oluyor. Yazar öyle bir yazmış ki o arkadaşlık bağları, samimiyeti, sıcaklığı hissediyorsunuz. Çok keyifli okudum, normalde slowburn sevmem, çok hızlı giden işleri de sevmem yazar bu kitapta ortayı bayağı iyi ayarlamış. Kesinlikle üçüncü kitaba geçeceğim lakin araya başka okumak istediğim şeyleri sıkıştırmayı planlıyorum önce. Şimdilik bazı insanlar böyle yaşar evrenine ufak bir mola verip, okumanızı da tavsiye ederekten yorumumu burada sonlandırıyorum. Gitmeden de değinmek istediğim bir nokta var, o da yazarın yazım tarzını çok beğenmem. Lina'nın özellike "yapmasındı" "üzülmesindi" gibi gibi 'dı' 'di' diye bahsetmesi, düşünmesi çok hoşuma gidiyor. Yazarın kendine has bir yazım tarzı var ve ben beğendim. Bu da küçük bir detaydı işte:)
Bazı İnsanlar Böyle Yaşar 2Filiz Puluç · İndigo Kitap · 20241,051 okunma