Puan vermedi·150 syf.··
2026 374. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 18:06
Bu aralar radarıma giren kitaplarla şans eseri mi karşılaşıyorum yoksa bir okur olarak seçimlerimi artık daha mı isabetli yapmaya başladım bilmiyorum ancak Karanlık Kız son zamanlarda beni tatmin eden okumalardan biri oldu. Ne kurgusuyla, ne olay örgüsüyle… Asıl etkileyici olan benim için ana karekterin kendi duygu ve düşüncelerini çekincesiz bir dürüstlükle okura açıyor oluşu, üstelik ana tema tartışmaya çok da açık olmayan ve çoğunluk tarafından kutsiyet atfedilmiş annelik olgusu üzerineyken. Annelik her kadının yaşayacağı en tatmin edici duygulardan biri midir her zaman? Bir anne çocuğuna koşulsuz şartsız ve kesintisiz bir biçimde sevgi verme potansiyeli ile dolu olarak mı anneliğe adım atar, çocuğundan soğuyamaz mı, ondan uzaklaşma isteğiyle dolu olarak bulamaz mı kendini bir gün, birini diğerinden daha çok sevdiğini fark edemez mi? İşte bu soruları sorarken buluyor insan kendisini sayfalar arasında dolaşırken. Bir de şunu düşündüm okurken, ben çocuk sahibi olmayan ve öyle bir planı da olmayan biri olarak okudum bu satırları ve açık konuşmak gerekirse uzun zamandır da üstüne kafa yorduğum bir konu, yani aslında beni kitapta daha çok etkileyen şey karekterin dürüstçe kendiyle karşılaşması oldu, ele aldığı konu değil. Peki bir anne bu satırları okusa metnin onun üstündeki etkisi nasıl olurdu, merak etmeden de edemedim bunun cevabını. Elena Ferrante ile tanışmam bu kitapla oldu. Diğer eserlerine zaman ayırır mıyım, yakın zamanda olmasa da, evet. Okuyup araştırma ihtiyacı duyduğum bir konuda bir edebi metin okumak ilk deneyimimdi. Konu sizin de ilginizi çekiyorsa tavsiye ederim. Keyifli okumalarınız olsun.
Karanlık KızElena Ferrante · Everest Yayınları · 20231,395 okunma
10/10
·128 syf.··
2026 93. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 10:40
#KübranınKitabı 🩷 Merhaba kitap dostlarım, size bugün Bahadır Karasulu’nun kaleminden çıkan Füsunkâr ile geldim. Yazarın tüm kitaplarını okumuş ve kalemini çok seven biri olarak bu kitabını da büyük bir merakla okudum. Elime gece yarısı aldığım kitap, akıcı anlatımı sayesinde beni öyle içine çekti ki bitirdiğimde saatin üç olduğunu fark ettim. Başlarda Füsun’a kızsam da yaşadıklarından sonra ona çok üzüldüm. Özellikle sonu beni gerçekten etkiledi. Füsun o ölümü hiç hak etmemişti. En büyük şaşkınlığım ise Natali oldu. İlk başlarda bize çok iyi biri gibi görünürken zamanla gerçek yüzünü görmek beni gerçekten şaşırttı. Kitapta en çok kızdığım karakter kesinlikle Natali’ydi. En çok üzüldüğüm karakter ise Umut oldu. Hayatı boyunca oradan oraya savruldu, en büyük hayali olan doktorluğu bir türlü yapamadı. Natali’nin babasının ölümünden sonra Gagavuzya’ya gittiklerinde uzun süre kalmalarına üzülmüştüm. Fakat kitabın sonunda Umut’un ömrünün geri kalanını da orada geçirmek zorunda kaldığını öğrenince ona daha da üzüldüm. Natali’ye de en çok bu yüzden kızdım; Umut’u istemediği bir hayata mecbur bırakmış gibi hissettim. Ama kitapta en hoşuma giden şeylerden biri Füsun’un anne ve babasının Umut’u öz evlatları gibi kabul etmesiydi. Umut’un yaşadığı onca şeyden sonra böyle bir sevgi ve aidiyet görmesi içimi ısıttı. Keşke hayatının geri kalanında da hak ettiği mutluluğu yaşayabilseydi. Kısa olmasına rağmen etkisi uzun sürecek, karakterleriyle düşündüren ve duygusal yönü güçlü bir romandı. Bahadır Karasulu’nun kalemini sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
FüsunkârBahadır Karasulu · Librum Kitap · 20263 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·384 syf.··
2026 16. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 17:43
Herkese merhaba Serinin üçüncü kitabıyla geldim. Anné'i büyürken okumak, sanki yıllardır tanıdığım bir arkadaşın hayatına uzaktan eşlik etmek gibi geliyor. Onun hayal gücü hiç eksilmese de yaşadıkları zamanla olgunlaşıyor; sevinçleri kadar kayıpları da derinleşiyor. Belki de bu yüzden Anné'i sadece çocuk edebiyatının bir karakteri olarak görmek haksızlık olur. Her kitabında bana umut etmeyi, değişmeyi ve hayatın sıradan anlarında güzellik bulmayı yeniden hatırlatıyor ve bu bana çok iyi geliyor. Serinin bu kitabında Anné artık Green Gables'tan ayrılıyor. Üniversite hayatına, yeni arkadaşlıklarına uyum sağlamaya çalışıyor. Sınavlarla, gezilerle, edindiği dostluklarla hayatı daha da renkleniyor. Aşk hayatı da tabii. Kendi yakın arkadaşı Diana'nın düğünü, etrafındaki herkesin yavaş yavaş evlenmesi onu etkilese de çizgisinden ve kendi isteklerinden vazgeçmemesi bana daha da yakın hissettiriyor. Ve elbette Gilbert Blythe Duygularını asla çözümleyemeyen Anné'nin son dakikalarda kendine gelişlerini okurken hayatın gerçekçiliği daha da anlamlı hale gelmeye başladı. Neyse ki sonunda doğru kararı verdi karakterimiz. Kitapta yetim kızımız anne ve babasının evine giderek yarım kalmadığını da derinden hissediyor. Bu kitap bana bir kez daha gösterdi ki mutluluk sadece büyük olaylarda değil; dostluklarda, paylaşılan bir sofrada, güzel bir manzarada ya da sevdiğin insanlarla geçirilen sıradan bir günde de saklı. Anné'in dünyasında umut, iyilik ve hayal kurmak hiçbir zaman değerini kaybetmiyor. Belki de bu yüzden seriyi okumaya ara versem de tekrar döndüğümde umutla devam ediyorum. "Gülümsediğimiz sürece hayatın yaşamaya değer olduğuna inanmaya çalışıyorum sanırım." "Bence çoğumuz aslında istemediğimiz şeyler için dua ederiz çünkü yüreğimize dikkatle bakacak kadar dürüst
Yeşilin Kızı Anne 3L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 20205,5bin okunma
Çok sevdim
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
Mutfak / Banana Yoshimoto Nasıl güzel bir eser dostlarrr… İlk yayımlandığı 1987 yılında aldığı ödülleri mi anlatsam, uzun süre boyunca çok satanlar listesindeki yerini korumasını mı söylesem, yoksa içinde barındırdığı kavramların okura hissettirdiği duygulardan mı bahsetsem, gerçekten bilmiyorum. Yolculuğumuz, küçük yaşta anne ve babasını kaybeden Mikage’nin ebeveyn yalnızlığıyla başlıyor. Mikage sonra uzun yıllar birlikte yaşadığı dedesini, sonrasında da çok sevdiği anneannesini kaybeder. Yuichi cenaze sürecinde ortaya çıkan ve sonrasında da daima Mikage’nin yanında olmaya çalışır. Ve Annesi Erikoy’la birlikte… Ya da daha doğru ifadeyle, aslında babası olan Eriko! Burada küçük bir parantez açmak istiyorum. Genellikle hep çok fedakâr annelerden söz ederiz ya, Eriko öyle bir baba ki; eşini kaybettikten sonra oğluna hem babalık hem annelik yapan, son derece fedakâr bir karakter. Spoi vermek istemiyorum, çünkü bunu okurken sizin keşfetmenizi istiyorum. (Çok başka ve büyük bir detay Eriko… Kısa bölümlerde yer almasına rağmen favori karakterlerimden biri oldu :) Karakterlerin birbirleriyle olan sohbetleri, kurdukları bağ, Mikage’nin mutfağa duyduğu sevgi, aşk ve tutku öyle naif bir şekilde işlenmiş ki… Bu zarif örüntünün neresini anlatsam diğer taraf eksik kalacakmış gibi hissediyorum. Üstelik kitapta farklı bir hikâye daha var ki o da ap ayrı her iki hikâye birbirinden farklı ama bir o kadar da etkileyici. Kesinlikle abarttığımı düşünmüyorum ve siz de düşünmeyin. Kitabın aldığı ödülleri, gördüğü ilgiyi düşünürsek hiç haksız sayılmam ve bana göre “kusursuz roman” etiketini de sonuna kadar hak eden bir eser. Yazarın keskin gözlemini ve bunu da böylesine naif bir anlatımla sunmasına hayran olmamak, sadece 128 sayfa içerisinde derin bir anlatımla dostluk, annelik,
1000Kitap
KitchenBanana Yoshimoto · Faber and Faber · 2018810 okunma
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 16:36
Çocuklardaki sevgi dilini keşfetmek, onları anlama yolculuğumda bana farklı bakış açıları kazandırdı. Yer yer kendime dönüp “Bunu nasıl fark etmedim?” dediğim anlar oldu. Kitap, her çocuğun sevgiyi hissetme ve ifade etme şeklinin farklı olabileceğini sade bir dille anlatıyor. Üç çocuk annesi olarak okurken kendi çocuklarımı ve onlarla kurduğum iletişimi sık sık düşündüm. Bazı davranışların altında aslında anlaşılma ve sevildiğini hissetme ihtiyacının yattığını fark etmek benim için oldukça kıymetliydi. Akıcı ve kolay okunan bir kitap. Çocuklarını daha iyi tanımak ve onlarla olan bağını güçlendirmek isteyen ebeveynlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Hatta yetişkinler için beş sevgi dilini de muhakkak okumalısınız. Eşler arasındaki kopmuş ve fark edilmeyen bağları onarmak adına yol gösterici olacaktır.
Çocuklar için Beş Sevgi DiliGary Chapman · Koridor Yayıncılık · 20221,593 okunma
9/10
·128 syf.··
2026 56. kitabı
Bazı kitaplar vardır, sayfa sayısı çok fazla olmasa da okuru uzun süre etkisi altında bırakır. Füsunkâr benim için böyle kitaplardan biri oldu. Kısa bir roman olmasına rağmen olay örgüsü, karakterleri ve ele aldığı duygularla ilgimi son sayfasına kadar canlı tutmayı başardı. Elime aldığımda birkaç günde okurum diye düşünmüştüm ama akıcı anlatımı sayesinde kısa sürede bitirdim. Romanın merkezinde Umut karakteri yer alıyor. Bir yandan fedakarlık , vicdan ve sorumluluk duygusunu temsil ederken diğer yandan hayatın insanı hiç beklemediği yerlere sürükleyebileceğini gösteriyor. Hikaye ilerledikçe bir uçak kazasının ardından değişen hayatlar, yaşanan kayıplar, verilen mücadeleler ve insanların birbirlerine olan bağlılıkları etkileyici bir şekilde anlatılıyor. Özellikle minnet duygusunun bir insanın hayatında nasıl büyük kararlar aldırabildiğini görmek ilgi çekiciydi. Karakterler arasında en dikkatimi çekenlerden biri de Natali oldu. Yaşadığı duygular, iç çatışmaları ve zamanla değişen bakış açısı hikayeye farklı bir boyut katmış. Roman boyunca sevgi, aidiyet, kıskançlık, aile olabilmek ve geçmişle hesaplaşmak gibi birçok tema iç içe işleniyor. Bu yönüyle sadece olayları takip etmiyor, karakterlerin ruh hallerine de eşlik ediyorsunuz. Kitapta beni en çok etkileyen nokta ise Gagavuzya’nın ve Gagavuz Türklerinin romana dahil edilme biçimi oldu. Türk dili ve edebiyatı öğretmeni olarak bu bölümleri büyük bir ilgiyle okudum. Karakterlerin konuşmalarında kullanılan dil, anlatılan kültürel detaylar ve atmosfer bana zaman zaman bir roman değil de Gagavuz Türkçesi üzerine hazırlanmış metinler okuyormuşum hissi verdi. Yazarın bu konuda emek verdiği ve araştırma yaptığı hissediliyor. Açıkçası kitabın bu yönü, benim için hikayenin önüne geçen ve okuma deneyimimi daha da
FüsunkârBahadır Karasulu · Librum Kitap · 20263 okunma