İnsanlık bunu unuttu ve dünyayı bir ölüm kültürüne dönüştürdü. Düşüncelerini, korkularını ve yaşamlarını ölümün etrafında şekillendirdi.
Oysa yaşamın özü şudur: “Sev ve hizmet et.”
İnsanlığa hizmet edebilmek için kişi önce kendisini ve yaşamını sevmelidir. Çünkü insan, başkalarına ancak kendi içinde taşıdığı sevgiyi verebilir.
"Kitap sevgisi diye bir sevgi vardır sanırım. Ana sevgisi, kardeş sevgisi, yâr sevgisi gibi bir sevgi. Bu sevgi insanın içinde doğuştan mıdır? Yoksa sonradan mı uyanır? Bunu bilmiyorum. Daha doğrusu, ben şöyle inanıyorum: Kitap sevgisi de bütün öbür sevgiler gibi doğuştan vardır; ama uyuyordur. Onun, zamanı gelince uyandırılması gerekir.”
Bazı kitaplar okunur, bazıları ise insanın ruhuna dokunur...
"Birlik Bilinci"
Meryem Gülbetekin, ayrılığın bir yanılsama olduğunu; insanın doğayla, evrenle ve kendi özüyle aslında ayrılmaz bir bağ içinde bulunduğunu etkileyici bir dille anlatıyor.
Her sayfada kendinizi sorguluyor, hayatın telaşı içinde unuttuğunuz hakikatleri yeniden hatırlıyorsunuz.
Kitabın en sevdiğim yanı, karmaşık konuları sade ve akıcı bir dille sunması oldu.
Altı çizilecek, üzerine uzun uzun düşünülecek birçok cümle barındırıyor.
Adeta ruhsal bir yolculuğa çıkarıyor ve insanı kendi içindeki ışığı keşfetmeye davet ediyor.
Özellikle sevgi, birlik ve farkındalık üzerine verdiği mesajlar kalbe dokunuyor.
Bazen ihtiyacımız olan şeyin sadece biraz daha anlayış, biraz daha sevgi ve biraz daha hatırlamak olduğunu gösteriyor.
Kendinizi, hayatı ve evrensel bağları farklı bir pencereden görmek istiyorsanız bu kitaba mutlaka şans vermelisiniz.