“Sevgi, kendi içinde bir kesinliğe, bir olgunluğa ulaşacak gücü barındırabilmelidir. İşte o zaman çekilmekten kurtulur, kendisine doğru çeker karşısındakini."
O mektupla ilgili çok şey söylerdim ama bu kadar yorgun olduğun için bugün sana hiçbir şey söylemiyorum, ben de yorgunum; aslına bakarsan, uykusuzluktan çatlayan başımla Viyana’ya varışımdan beri ilk kez bu kadar yorgunum. Sana hiçbir şey söylemiyor, onun yerine seni koltuğa oturtuyorum (Bana yeterince sevgi göstermediğini söylüyorsun ama orada oturmama izin verip karşıma oturmandan ve yanımda olmandan daha büyük bir sevgi ve saygı olabilir mi?); işte şimdi de ben seni koltuğa oturtuyor, yanımda ve dahası bana ait olmanın verdiği mutluluğu kelimeler, gözler, eller ve bu zavallı kalple nasıl içime alacağımı bilemiyorum. Yine de aslında sevdiğim sadece sen değilsin, daha fazlası; senin aracılığınla bana hediye edilen varlığım.
bence tanıdığın herkesi sonunda kaybedersin ama sevdiklerin aslında gitmezler.giderler tabii. ama tam değil. zihninde yaşarlar. onları sen canlı tutarsın. her şeyi kaybedebilirsin ama sevgi kaybolmaz.
“İnsanlar nefret etmeyi öğreniyor olmalı ve eğer nefret etmeyi öğrenebiliyorlarsa sevmeyi de öğrenebilirler çünkü tam aksine sevgi, insan kalbine çok daha doğal bir şekilde gelir”