Sanırım biz hepimiz, yollara düşerek, yani çeşitlenerek, yani uzaklara katılarak, uzakları canımıza katarak şunu söylemek istiyoruz : "Ölüme benden alacağı hiçbir şey bırakmayacağım. Sadece bir avuç kemik."
Sonra neden sevinçler değil de acılar gidip gidip geçmişten karşılık bulur kendine? Ve neden insan, ne kadar acı çekerse çeksin, çocukluğunu okşar durur yaşlandıkça? Geceyi seyrede seyrede öğrendim ki Işık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor.
Kalabalık öyle bir korunak ki gizlenmek için duvarlar gerekmiyor. Yalnız değilsiniz. Ya da yalnızlardan oluşan kocaman bir örgütün bir üyesi de sizsiniz.