Çocukların perspektifinden bakmaya ihtiyaç duyduğumda zihnimi dinlendirirken okumayı seçtiğim baş ucu kitabıdır benim için Küçük prens. Bu okuduğumda yetişkinlerle ilgili olan düşünceleri ayrıca dikkatimi çekti. Gerçekten de biz yetişkinler sadece sayılarla yaşamımızı betimliyoruz. Her yaşımda özellikle de her yıl sonunda tekrar okumaya karar verdim. Eğer siz de kendinizi sorgulamak isterseniz, okumanızı öneririm.
Öğretmen olduğumdan olsa gerek, zamanı durdurmanın yollarında olduğu gibi bu kitapta da hayatımdan bişeyler buldum. İnsan kaç yaşında olursa olsun öğrenecek ve öğretecek şeyler hiç bitmiyor. Bu kitaptan da potansiyelimizi yaşımız kaç olursa olsun fark edebileceğimizi, herkesin kendi ışığında ilerlediği bir salacia da yaşadığını öğrendim.
İlk kitaptaki etkiyi uyandırmadığı için fazlaca hayal kırıklığı yaşıyorum. Daha yüzeysel geldi, şaşırdım ve üzüldüm. Malesef ilk kitabın yerini tutmayacak.
Kitapları insanlara benzetirim. İnsanlara duyduğum saygıdan, verdiğim değerden ötürü onları bekletmeyi sevmem; mümkün olduğunca onları anlamaya çalışırım. Bu yüzden kitapları da bekletmeyi sevmem, onları anlamak için mümkün olduğunca vaktimi ayırır ve bitirmeye gayret ederim. Yani, ederdim. Bu kitaba kadar. Hayatımda ilk kez bir kitabı bitirmeye kıyamadım. Yaşadığım her andan bir kesit bulduğumdan mıdır bilinmez, geriye dönerek, hayalimde satırları tekrar tekrar çizerek, tabiri yerindeyse kavurucu bir sıcak sonrası hak edilmiş ve lezzetine vara vara yudum yudum içilen su gibi kitabı içtim. Can suyu niteliğindeki bu kitabı herkesin okumasını dilerim.