Sevgileri ancak dünyada ete kemiğe bürüyebilirdin, yoğurulup acısıyla olgunlaştırabilirdin. Güzel olmalıydı dünya çünkü, her şeye rağmen değer. Varlığın geçiş kapısı, tek o olmalıydı. Var olmak istedin işte.
Tüm eşyaya bir yenilik, görkem ve az bulunurluk kokusu sinmişti. Ama aşırılığın, zenginliğin ve zihni fukaralığın o kendine has damgası her yerde seçilmekteydi.
Gözlemlerim arttıkça "benim" kavramının, her konuda, kişilerin mülkiyet duygusu ya da hakkı adını verdikleri, aşağılık ve insan türüne has bir içgüdüsel başka bir temele sahip olmadığına kanaat getirdim.