Operanın neşeli ruhunun sembol eseri, Figaro’nun Düğünü (Le Nozze di Figaro) Türkçede, sizlerle! Mozart’ın bestelediği, librettosunu dönemin en ünlü librettisti Lorenzo Da Ponte’nin yazdığı opera için Macar şair Ferenc Kazinczy, “Bu müziğin verdiği mutluluk, bahsedilebilecek duyumsallardan çok uzak,” demiş, ünlü Joseph Haydn ise operayı rüyalarında duyduğunu dile getirmiştir. Aşk ve sadakatsizlik, sınıf ve otorite, cinsiyet ve eşitlik gibi birçok temayı ele alan opera; asırlara rağmen güncelliğini korumakta ve günümüz kültürüne, toplumuna, güncel olaylarına nüfuz eden temaları işlemektedir. Figaro’yu besteleyerek Mozart başarıya ulaşmış, umut ettiği üne ve finansal güvenceye kavuşmuştur. Bu aydınlanmacı librettonun uyarlandığı eserin yazarı Pierre Augustin de Beaumarchais, Figaro karakterini üçleme olarak hayata geçirmiştir; Sevil Berberi (1775), Figaro’nun Düğünü (1778) ve Suçlu Anne (1791). Dönemin libretto dehası Lorenzo Da Ponte, içeriği biraz törpüleyerek sahnelenebilecek forma getirmiştir. Opera klasikleri dizisi, libretto külliyatına odaklanmaktadır. Eserlere bir zamandizini, önsöz ve sinopsis ile açılış yapıyoruz; librettonun özgün dili ile birlikte Türkçe çevirisini okurlarımıza sunuyor, bilgilendirici dipnotlar eşliğinde her kesimden müziksevere hitap etmeyi amaçlıyoruz. Fihrist olarak opera metinlerini Türkçeye kazandırmaktan ve bütüncül bir bilinç ile okurumuza sunmaktan onur duyuyoruz.
Edebiyat
987
bir gün geliyor elinin tersiyle itiyorsun _onsuz olmaz_ dediğin ne varsa _olmaz olsun_ diyorsun ya da _eksik olsun_ diyerek sonra tüy kadar hafifleyiveriyorsun içinde kuşlar uçuşuyor pekâlâ oluyormuş diyerek Cevahir Sevil 22.6.2026/Ö.Ö.1.00
Reklam
985
en sevdiğim şiirde mısra en sevdiğim müzikte nota gözümün gördüğü gönlümün derdiği çiçeğim ebegümecimsin sen Cevahir Sevil 20.6.2026 📝📸
İnsan ve Hayat
984
çok uzak değil daha dün 'aftan dede' ye para sayıp günlük koşuşturmalarımızın çıkmazından çocukluğumuzun limanına sığınışımız bugün modern dünyanın dayatması _mekanik çocukluk travması_ ile grinin soğukluğunda üşüyor çocukluğumuz ve öksüz yetim korsanların cirit attığı okyanuslarda canımız tenimiz Cevahir Sevil 21.6.2026 📝📸
KISA KISA KİTABIMDAN ALINTILAR... Allah’a binlerce şükürler olsun ki şimdi, yani henüz gençken, emekli olmadan, günlük işim gücüm, koşuşturmacamın arasında gün içinde 4 vakit namazı aksatmadan kılıyorum. Allah’a binlerce şükürler olsun ki güneş doğmadan kendiliğimden uyanacağım yaşlılık zamanım gelmeden önce, henüz sabah uykusu çok tatlı ve uyanmak çok zor gelirken çalar saat ile her gün güneşten önce kalkıp sabah namazımı kılıyorum. Ve yine Allah’ıma sonsuz şükürler olsun ki manevra kabiliyetim iyice tükenip çınaraltı kahvehanesinin sandalyesinde ikindi namazını beklerken 99’luk tesbihimle zikir yapmazdan önce şimdi 33’lük tesbihimle işe giderken, gelirken, bazen işyerinde, evde kanepede uzanırken Allah’ı hatırlıyorum O’nu yüceltiyorum, tesbih ve zikrediyorum… NE MUTLU BÖYLE YAPABİLENE! *** İnsanlar, “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler. (ANKEBUT-2) Dini konularda konuşanlar, hele hele bazı kişi ve/veya cemaatlerin büyük yanlışlarına dikkat çekenler konuştukları oranda bu dinin emir ve yasaklarına uymalıdırlar da aynı zamanda. Biz de, bizim beğenip zaman zaman görüşlerinden istifade ettiğimiz hocalar da, eleştirdiğimiz cemaatlerin müntesipleri kadar namaza özen gösterip aksatmamalı, tesettüre dikkat etmeli, zinadan, içkiden vb. haramlardan kaçınmalıyız. Allah'ı zikredip yüceltmede, şükürde, sabırda en az onlar kadar gayretli olmalıyız. Hakka hukuka azami riayet etmeliyiz. (Onların bu yönlerinin kuvvetli olduğunu varsayarsak) Aksi taktirde ciddiye alınmayabiliriz. İnsan her şeyden önce kendi dini yaşantısıyla örnek olmalıdır. Tebliği de ek bir vazife olarak görmeli, yukarıda verdiğim ayeti akıldan çıkarmayarak, insanları ciddi konularda bilgilendirip hakikati gösterse de bunun kendisinden diğer
983 - Babalar Günü/
Yatsı ezanıyla birlikte halı odasından gelen kirkit sesleri durdu. Abdestler alındı. Babasının aile bireylerine imamlık yaptığı namaz kılındıktan sonra yapılan tesbihat ile herkes odasına çekildi. *** “Herkes odasına çekildi.” Zihninde oluşan cümleyi kasıtlı olarak bir kez de diliyle tekrar etti ve gülümsedi. İlkokula gittiği zamanlardı. Ailesi köylerinin varsıl sayılan hanelerinden biri olmasına rağmen o zamanlar her çocuğa ayrı ayrı oda düzülmüyordu. Dört odalı evlerinin bir odası mutfak, bir odası halı dokuma odası olarak ayrılmıştı. Evlerindeki bu iki bölüm aynı zamanda şimdinin deyimiyle hem oturma odası hem salon olarak kullanılıyordu. Kalan diğer iki odanın birisi annesi ve babası; diğeri kendisi ve iki ablası için düzenlenmişti. Verdiği selamdan sonra beyazdan sarıya dönmüş rengiyle epey zamandır var olduğunu gösteren, tuzlanmış koyun postu seccadesinin kıble yönündeki sivri ucunu üste doğru kıvırarak ev halkından oluşan cemaatine dönen babasının imamlığında yapılan tesbihat ile namaz ibadeti tamamlanınca herkes odasına çekilirdi. Bu saatte başlayıp yatma vaktine kadar geçen süre aile bireylerinin günlük işlerini bir kenara bırakıp dinlenmek üzere kendileri için vakit ayırdıkları çok önem atfedilen zaman dilimiydi. Çocukluğuna dair en güzel hatıralarının içinde yer alan bu mutlu anlarında küçük ablası çeyizi için dantel örer; büyük olanı onlarında duyacağı şekilde kitap okur, uyuma vakti masal anlatıcılığına geçerdi. s.121 Sevil Şentürk/ Bir Fotoğrafın Anatomisi: Kadın, Deniz Kızı, Yol Taşbaşı Dergisi Sayı 5
Reklam
Reklam