Hep dinlerim. O yüzden bu kadar düşünüyorum zaten. İnsanların konuşmalarını dinliyorum, dinliyorum, sonra bir zaman geliyor, insanların duygularını işitebiliyorum. Hep sürüp gidiyor bu. Dinliyorum, hissediyorum.
Toprak giderek daha az insanın elinde toplanıyor, yersiz yurtsuz kalanların sayısı artıyor, mal sahiplerinin her hareketi de baskıya yöneliyor. Paralar silahlara gidiyor. Gazlara gidiyor. O koca malikaneleri korumak için kullanılıyor bunlar. Casuslar çıkarılıyor, isyan dedikodularına kulak veriliyor, vaktinde bastırılmaya çalışılıyor. Değişen ekonomiye aldıran yok. Değişim planlarına aldıran yok. Yalnızca isyanın bastırılma yöntemleri tartışılıyor, oysa beri yanda isyanın nedenleri devam edip gidiyor.
Halkın çoğu aç ve çıplaksa, ihtiyaç duydukları şeyleri zorla alırlar. Sonra bir de, tarihin her sayfasından avaz avaz haykıran bir gerçek: Baskı ancak baskı altındakilerin güçlenmesine ve birleşmesine yarar.
Bence şans ya da uğursuzluk diye bir şey yoktur. Bu
dünyada doğruluğundan emin olduğum bir şey var, o da, kimse
kimsenin hayatına karışmamalı. Her şeyi kendi yapmalı insan.