İhtiyarın aklına o mısır geldi birden, kuru lekelerin yaprakların her birini tamamen kaplamış olduğunu, belki de mısırın sapına bile sıçramış olabileceğini düşündü. Kuru lekeler sapın içine ulaşmadığı ve koçanın başı yeşil kaldığı sürece mısırın hayatta kalabileceğini düşündü...
"İhtiyar bu hüzünlü sesle ayağının altından çıkan toprak rengindeki yalnızlığının sesini dinlerken kalbindeki boşluğun bu kurak dünyadan çok daha uçsuz bucaksız olduğunu hissetti..."
Birdenbire zamanın çok ama çok geçmiş olduğunu duyumsadı, hangi günde, hatta hangi ayda olduklarını bile hatırlamıyordu artık. Gece ile gündüz, sabah ile akşam, gün batımı ile gün doğumu gibi her gün gerçekleşen şeyler dışında zaman kavramını yitirmiş olduğunu fark etti birdenbire. Aklında bembeyaz bir boşluk vardı.