Seninle uzaklara gidelim, o kadar uzaklara ki kendimizi orada tanımayalım, kendimize başka bir dünyada, başka bir hayatta başka mahluklar gözüyle bakabilelim...
...insanlar ne kadar büyürlerse büyüsünler, ne kadar ihtiyar olurlarsa olsunlar yine de bazı dakikalar vardır ki annelerine sokularak çocuk olmak isterler.
Niçin bu kadar hülya esiri olmuştu? Biraz hayatın somut gerçeklerini düşünmüş, bu toprak parçasının üstünde bir şiir bulutuna sığınarak uçmak için çalışmamış olsaydı bugün bu kadar mağlup olmayacaktı.
Okumak? Artık bunların hepsinden nefret ediyordu. O şairler, o sevgili kitaplar, bunlar bütün yaşamamış yahut yaşamaktan yorulmamış adamların sahte şiirleri, sahte felsefeleriydi. Bütün şiir ve felsefe işte şu dakikada onun bu keder ve ümitsizliğinin içinde vardı.