"Zaman bir doğru olarak ilerlediği kadar döngüseldir de. Dönen bir gezegen: görüyor musunuz? Bir döngü, güneş etrafında bir yörünge bir yıl ediyor, değil mi? İki yörünge iki yıl, falan yörüngeleri sonsuza dek sayabilirsiniz. ... Ama sistemin, döngünin içinde, zaman nerededir? Başlangıç ve bitiş nerededir?
Ne kadar para kazanırlarsa kazansınlar yine de yoksul ölmemek için daha fazla kazanmaları gerektiğini düşündükleri için miydi? Suçluluk muydu, çünkü ne kadar az paraları olursa olsu , her zaman onlardan daha az parası olan birisi vardı.
"Eğer bir şeyi bütün olarak görebilirsen," dedi, "hep güzelmiş gibi görünür. Gezegenler, yaşamlar... Ama yakından bakıldığında bir dünya yalnızca toz ve kayadan oluşur. Günden güne yaşam dahaa da zorlaşır, yorulursun, ritmi kaçırırsın. Uzaklığı ararsın - ara vermeyi. Dünyanın ne kadar güzel olduğunu görmenin yolu, onu ay gibi görmekten geçiyor. Yaşamın ne güzel olduğunu görmenin yolu ölümün bakış açısından bakmaktan geçiyor."
Bense ruhsal acıdan söz ediyorum! Insanlar yeteneklerinin, çalışmalarının, yaşamlarının boşa gittiğini görmelerinden. Akıllıların aptallara boyun eğmelerinden. Güçlülük ve cesaretin kıskançlık, güç hırsı ve değişme korkusu tarafından boğulduğunu görmelerinden. Değişme özgürlüktür, değişme yaşamdır.q Ama artık hiçbir şey değişmiyor! Toplumumuz hasta.