Hakikat saklanması acı veren gerçektir. Bu acı, acıtan gerçekleri romanı serimler. Dolayısıyla, hayatı romanla ölçmeli, basit ve mutat bir vakanın bile arkasındaki mekanizmayı keşfedebilmeliyiz. Manasızlığı, ehemmiyetsizliği kabullenmek, bizim dikkatimizin gevşekliğine, entellektüel sermayemizin kıtlığına, tefekkürümüzün kifayetsizliğine delalet eder. Romana mahsus tasvirleri, tarifleri, sanatlı düşünceyi, ifade zenginliğine hayata taşınmak, adapte etmek, kendimizi romanla tartmak, dünyamıza roman merceğinden bakmak elzem. Evveliyatı da akıbeti de Roman pertavsızıyla görür insan. Tahlil içinde, inşa içinde roman şart. Zira yalnızca romanesque tefekkür bizi hayatı gerçekler eşliğinde anlama ve biçimleme imkanı verir.
Dünyada en kolay iş efkarlanmaktır. İçimizde çalar efkarlı müzik. Neşelenmek, hayatın tadına varmak, dans etmek için, hariçten gelen melodiye gerek duyarız.