“Belki bir sonraki hafta Prag’a geleceğini yazıyorsun. Neredeyse rica edeceğim sana: Gelme. Bir gün çok ihtiyacım olduğunda gelmeni rica edersem, hemen geleceğin umudunu bırak bana, ama şimdi gelme, nasılsa yine gitmek zorunda kalacaksın.”
“Bir labirent gibidir Kayra’nın içi. Dünyadan büyük bir labirent taşır içinde. Aslında herkes biraz öyle. Annem, babam, kız kardeşim… Hepsi birer labirent. Onun için sevmedim ben insanları. Çünkü girince içlerine, nerelerinden çıkacağım belli değil. Belki kıçlarından, belki gözlerinden…”