• Seni çok seviyorum adam...
    Bü dünyaya ait değil bu sevgi.
    Ben seni kelimelerin kifayetsiz kaldığı yerde seviyorum adam...
    Harflerin bir araya gelip tek bir kelime olamadığı meçhulde seviyorum.
    Ben seni bambaşka diyarlarda seviyorum adam...
    gülüşünün başladığı yerde mesela...
    Ya da güldüğünde oluşan o gamzende seviyorum seni...
    Seni severken mekan ya da zaman tanımıyorum ben adam...
    Ben seni kendimi bile tanıyamadığım bi yerde, büyük bi Tutkuyla seviyorum...
    Ve daha da güzeli sen tarafından seviliyorum.
  • “...onu öyle seviyorum ki ağlamak geliyor içimden.”
    Cengiz Aytmatov
    Sayfa 44 - Ötüken
  • 77 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Böyle kısa bir kitap için biraz yavaş okudum denilebilir aslında, bu benim alışkanlıklarımdan kaynaklı sanıyorum. Ne okursam okuyayım, bir gazete haberi bile olsa, durup, üstünde düşünerek okumayı seviyorum. Şahsen etkileyici ve ilgi çekici olduğunu düşündüğüm bir konu işlenmiş, beğenerek okumuştum.
  • Seni seviyorum, çünkü bütün evren sana ulaşmam için işbirliği yaptı.
  • Merhaba Nalan... bu sen misin,
    Yoksa sen mi sandım;
    Biri çimdiklesin beni...
    Şöyle ışığa gel de göreyim,
    Beni dümdüz eden,
    O yalandan da yalan gözlerini

    Merhaba Nalan...
    Amortiden mi çıktın güzelim?
    Bak yine şapşal ettin bizi...
    Oysa ne güzel unutmuştuk
    Ve ne güzel sona ermişti,
    O gerzek pembe dizi!..

    Hani, son bölümde sen yamuk yapıp
    Fabrikatör Nubar Bey'in
    Tarabya köşküne gitmiştin...
    Hani, arkadaşım Halit Akçatepe'nin yanında
    Beni acayip refüze etmiştin...
    Ve işte o an gözümde,
    Eskicinin bile almadığı
    Bir eski eşya gibi, bitmiştin!..

    Merhaba Nalan..
    Pişmanlıklar denizinin biletsiz yolcusu...
    Merhaba, artist olma hayallerinin
    İkinci sınıf karakter oyuncusu!..

    Vay anasını sayın seyirciler,
    Vay anasını be... vay anasını!..
    Bak, şimdi ağlarım ha,
    Tez kapatsın biri,
    Gözlerimin bozuk vanasını!..

    Oysa, o zehir kusan fabrika yolunda
    Beraber ıslanmıştık biz, nice yağmurda.
    Ve o gün, Nubar Bey'in çarpıp kaçtığı
    Bir hayvancağızdı inleyen,
    Yol kenarı çamurunda.

    Ve hep kendine ayırdığın
    O bencil yüreğin,
    Bir de o gariban köpeğe sızlamıştı.
    Ve ben, ilk defa seni böyle bilmiştim,
    Ve damarlarım ilk defa böyle cızlamıştı!..

    Merhaba Nalan... merhaba!
    Yoksul mahallemizin en havalı kızı.
    Merhaba, yanlış ağlara takılmış
    Muhteşem deniz yıldızı!..

    Ben sana bakınca, dolardım bulut gibi
    Dolardım da bir türlü yağamazdım...
    Sen bana bakınca,
    Bir ağlamak düğümlenir boğazımda,
    Gurur yapar, ağlamazdım...

    Ne düşkündüm sana be!
    Hani hayvanlar yavrusunu nasıl yalarmış,
    Aynen öyle...
    Ne tutkuydu bizimkisi be!
    Hani Ferhat dağları nasıl delermiş,
    Aynen öyle...
    Ve o nasıl gidişti be!
    Hani bir tren gelir de üzerinden geçermiş,
    Aynen öyle...

    Of Nalan of!..
    Sen benim neler çektiğimi bilsen,
    Bunu bilmekten ölürdün...
    Şu kadarını söyleyeyim:
    Hani taş olsan,
    Yani taş olsan;
    Ortadan ikiye bölünürdün...

    Gitme Nalan, dur!
    Tekrar gitme ne olur!..
    Aldırış etme saçma sapan sözlerime.
    Yoo... hayır, ağlamıyorum,
    Galiba cıgaranın dumanı kaçtı gözlerime.

    Belki de sen haklıydın,
    Bu mahallede ne bahtın açılır,
    Ne de boyun uzardı.
    Üstelik annen ölmüştü
    Ve sokağınız,
    Acını kaldıramayacak kadar dardı...

    Terso gidiyordu herşey...
    Milllet işi-gücü bırakmış,
    Aklını bize takıyordu.
    Altımızda çul yoktu,
    Üstümüzde dam akıyordu.
    Arap kızı camdan bakıyordu...

    Sen gittikten sonra ben,
    Hiç sorma...
    El attığım her işi, çok geçmedi batırdım.
    Çünkü seni unutmanın tek yoluydu;
    Bütün kazancımı şaraba yatırdım.

    Ama gelinliğin duruyor.
    Baba yadigarı cumbalı evi de satmadım.
    Yalanım varsa kalkmayayım şuradan:
    Ben seni bir tek gün,
    Bir tek gün bile unutmadım!..

    Merhaba Nalan,
    Merhaba üzgün melek.
    Merhaba kadersizim, talihsizim.
    Merhaba titreyen elim, sancıyan belim,
    Ağrıyan dizim, vazgeçilmezim!..

    Ama Necdet Tosun öldü Nalan,
    Artık yemekleri sen,
    Salatayı da ben yapacağım.
    Sami Hazinses kadar olmasa da
    Bahçeyi sevdiğin çiçeklerle donatacağım.

    Kemal Sunal da öldü Nalan,
    İyi kalpli amcaları birer-birer uğurladık.
    Ve dünya kirlendi,
    Filmler bozuldu
    O masum sevdalar yaşanmıyor artık...

    Sen varsın, ben varım.
    Bir de, acımasız bir dünya var dışarıda...
    Esas film şimdi başlıyor,
    Ve bütün koltuklar bomboş bu sinemada!..

    Merhaba Nalan, merhaba!..
    Sen ortada sıçan, ben şaşkın körebe...
    Ulan seviyorum seni be!..
    Ulan, nereden inceldiyse,
    Oradan kopsun be!..
  • 190 syf.
    ·Beğendi·10/10
    ÖNEMLİ UYARI : Hakan Günday kitapları belli bir yaş ve hayat olgunluğuna kültür birikimine erişildiğinde okunmalı,hassas bünyelerin kolay kaldıramayacağı cümlelerle karşılaşma olasılığınız hayli yüksektir çünkü.Acıtır,canınızı sıkar,sizi yorar,zorlar,görmenizi öğrenmenizi sağlar.Çünkü saf gerçekleri roman diye size öyle bir yedirir ki ''Daha yokmu'' dersiniz.


    Cihan bir avuç çamur, gönül de onun mahsulü. İşte cihanın bütün müşkülü bu bir katre kandan başka bir şey olmayan gönülden fışkırıyor. Biz biri iki görüyoruz, oysa herkesin cihanı kendi gönlü içindedir. Muhammed İkbal (Ne alaka deme incelemeyi oku yolunuz kesişecek ;) )

    Bilindiği gibi Günday İncelemesi yapmayacağım,bu inceleme de yine arşivden ama hiç güncelliğini yitirmez.Bundan sonra iki inceleme daha var arşivde,bir kaç ay içinde onu da paylaşıp Günday'a nokta koyacağım.Okuyacağım tabi ki ama inceleme yazmayacağım ;) Yine söylüyorum ;Günday'dan komisyon-yüzde almıyorum,sadece onu seviyorum ;)

    ZARGANA!Berlin sokaklarında yalnız,aç,üşümüş,tecavüze uğramış,beş parasız 12 yaşında bir genç.Yaşadıkları onu nereye sürükleyecek,o nasıl bir değişime uğrayıp zargana olacak?
    Bu kitap Hakan Günday'ın 2002 de yazdığı gerçekci hayatları anlatımıyla çok çok çarpıcı,etkileyici,sarsıcı ve merak uyandırıcı karakterlerle dolu eseri.Her zaman ki gibi yine Günday şaheseri.
    Zargana ile birlikte Berlin sokaklarını arşınlayıp,yaşadığı olaylara şahit olacağız,kitap boyunca onunla birlikte büyüyeceğiz.Çok değişik bir stil 205 sayfada emin olun sayamadım bir sürü insanın hayatına girip çıkıyorsunuz,bazıları acınası,bazıları iğrenç,bazıları çaresiz hayatlar.

    Hakan Günday gerçekten büyük usta.Kitabı nasıl anlatacağımı bilemiyorum (eğer okursanız hak vereceksiniz.hoş diğer Günday incelemelerinide nasıl anlatacağımı bilememiştim ya ;) ).Ben bu kitabı merakla okudum.Sabah 07.00'da başladığım kitap kısa aralar vererek gece 00.40'da bitti.

    Hayatla acımasız bir rekabet halindeki karakterler çok etkileyici ve sarsıcı.Gerçeklik olgusu çok iyi.Hayatlarından nefret edip tiksindikleri halde yinede o hayatlara sıkı sıkı sarılan insanların hikayeleri.Bu hikayelerin nasıl yazılacağı da,sahneye nasıl koyulacağı da,başrollerde ve yan karakterlerde kimlerin oynayacağı da hepsi kendi ellerinde.Başrolmü istiyorsun...Bunu kimse sana gönüllü vermez...O zaman...Zorla Al!!

    Günday kitapları okurken muhtemelen onlarca alıntı yaparsınız ve sadece bu alıntıları paylaşırsınız,dikkat edin kullandığınız alıntılar da mutlaka ama mutlaka gizli bir alt metin vardır,okuduğunuz cümlenin içinde size anlattığı bir iki cümle daha gizlidir,bir'i size iki göstermeye çalışır.Belki de bir çoğunuz farkında bile değildir,Günday size bir kitap satar ama üç kitap okutur ;)

    Günday Edebiyat yazar,Felsefe yazar,Korku-Gerilim yazar,Mistisizm yazar,Aşk-Sevda yazar,karanlık yazar,aydınlık yazar.Her şeyi ama her şeyi yazar,YERALTI HARİÇ ;) Cümlelerinden nesir çıkar,şiir çıkar,hayat,acı,sevda,ihanet,sadakat çıkar.HAYATINIZ ÇIKAR!
    Kitap çok sağlam.Hakan Günday muhteşem bir yazar.Ve bu yazarın kitapları öylesine vakit geçirmek için okunmaz,farzedin ki Günday bol süt veren bir inek(kusura bakmasın artık) sağabildiğiniz kadar sağın arkadaşlar,Günday size sadece kitap değil,hayatın kullanma kılavuzunu verir.Tam bir sanatçı!Ya sizi tıkabasa doyurur,ya kafanızda koskoca bir soru işareti bırakır,yada midenizi bulandırır.Adam bildiğin güneş,ışık saçıyor.Elinizde ki kitabı bitirdiğinizde kalakalırsınız,inanamazsınız,daha sayfa yokmu,yanlışmı basıldı,eksikmi sayfalar diye kitabı kontrol edersiniz.İşte böyle bir manyak yazar ;)

    Valla uzun lafın kısası ben kelimeleri yan yana getirip Hakan Günday gibi cümleler kurabilsem ülkenin en büyük yazarı olurum.(Bu da biraz Mal herhalde umrunda değil yaaa )
    Bu kitabı mutlaka alın,mutlaka okuyun.Kitaptaki hikayeyi bırakın sadece ve sadece bu kitap için bir istisna da bulunun ve cümlelerin kuruluşuna,alt metinlere,betimlemelere,yazım diline bakın.MÜKEMMEL!

    Kitabı acın ve ilk sayfadan itibaren Zargana'nın oynadığı "Hayat Oyunu"na katılın.(Mideniz kaldırırsa devam edin)
    Aslında Hakan Günday'dan çok çok şey alıyorum,tavsiye,hayat görüşü,yaşam stili,felsefi ve matematiksel denklemler alınacak öyle çok şey var ki cümlelerinde,bunların bir çoğuda alt metinlerde gizli,o kadar dikkatli okuyorum ki,okul kitaplarını bunlar gibi okusam emin olun şu anda Gazi Hoca ile falan yarışıyordum ;) Çok kibirli oldu değilmi :D Bundan kasıtta şu:Hakan Günday hayatın sadece ve sadece bir kibirden ibaret olduğunu göstermeye çalışır,onu yenmenize yardım eder,empati yeteneğiniz varsa tabi ;)


    ALINTI :
    -------------
    Hem sen sigarayı bırakmamış mıydın?"
    "Sana ne? Ciğerim misin?
    ------------
    İnsanları anlamak zor değil. Hepsinin de doğum izleri gibi karakter izleri var sağlarında sollarında. Biraz dikkatli bakmak yeter. Haritalara benzerler. Ölçeklerinin nerede yazıldığını bulana kadar korurlar esrarlarını. Sonra bir güneş kadar bilinir hayatları.
    ------------
    İnsan kaldıramıyordu aynı hayatın içinde hem geceyi hem gündüzü. Onun için uyku vardı belki de. Ve onun için bu kadar mutsuzdu belki de uyuyamayan insanlar.
    -----------
    Kan kadar yavaş akmıştı gözyaşı. Çünkü kan kadar doluydu içi. Kan kadar ağırdı acısı.
    ----------
    İçinde mermi adına taşıdığı düşünceler herhangi bir silahın şarjörüne sığmayacak kadar kalabalıktı..
    ----------
    Gerçekte üç büyük din de dünyayı cehenneme çevirmek için ortaya çıkmıştır. Tek amaçları budur. Çünkü hayattan sonra sadece cennet vardır. İnsanoğlunun cenneti hak etmesi için cehennemden geçmesi gerekir. O cehennem de üç ilahî din eliyle dünyada hüküm sürmektedir. Tanrının mantığı budur.



    Günday'a alıştığınız zaman şu yukarıda ki alıntılar var ya,işte onlar atasözü oluyor...

    Adam size verdikce veriyor,yeter ki almasını bilin...

    TEKRAR BAS BAS BAĞIRIYORUM!BU KİTABI ALIN!HİÇ BİRŞEY YAPAMIYORSANIZ PDF İNDİRİN,HİKAYEYİ FALAN BIRAKIN (hikayede ayrı bir güzel) SADECE O KELİMELER NASIL USTACA DİZİLİP,NASIL O BETİMLEMELERİ ANLATAN O BENZERSİZ MUHTEŞEM CÜMLELERE DÖNÜŞÜYOR GÖRÜN!
    USTALIK BU İŞTE!

    Hepinize Bol Kitaplı Keyifli Okumalı Günler Teşekkürler
  • 508 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Sarı Yazma...Kitap ismini Cide'li kadınların başlarına bağladıkları başörtüsünden almış.Rıfat Ilgaz'ın çocukluğunun geçtiği Cide'de yaşadıkları ,Cide'den kopuşu ve hastalanarak tekrar geri dönüşü.

    Kitap roman olarak geçiyor ama aslında otobiyografi denilebilir.Ilgaz'ın sevinçleri,hayal kırıklıkları,yazdığı ilk romanı,sevdiği kadın,annesi,babası,abileri ve ablası kitapta flashbacklerle yer buluyor..Ilgaz'ın isyanlarına bolca şahit oluyoruz.Çocuk Ilgaz'a bayılacaksınız ;)

    Yazar Cide'ye döndüğünde çok hastadır,yaşaması mucize kabilinde,Cide Rıfat Ilgaz için en iyi sığınak,nefes alınacak en iyi yer,huzur bulabileceği ve onu geçmişi ile birlikte çocukluğuna ve tekrar yaşama döndürecek en uygun yerdir.

    Kurtuluş Savaşı'nda 1950'li yıllara kadar Siyaset ve edebiyat dünyasından kişileri de anlattığı bu kitap,toplumcu-gerçekçi yazarlardan biri olan Ilgaz'ın en iyilerinden biri bence.

    Kitapta en çok dikkatimi çeken kısım Ilgaz'ın en tanınmış ve en büyük eserlerinden biri olan Hababam Sınıfı'nın filme çekilmesi hakkında yazdığı satırlar oldu,incelemenin sonunda o satırları bulacaksınız.O satırlarda eserinin filme çekilmesini nasıl acı bir isyanla anlattığını inanın ta içinizde hissediyorsunuz :(

    Ilgaz bu kitabı ile içinizi burkacak,sizi kah neşelendirecek,kah üzecek,bu kitabı ile kocaman bir takdiri ve teşekkürü sonuna kadar hak ediyor.(her ne kadar haddim olmasa da)
    Bu kitapta Ilgaz'ın kendi kaleminden hayat hikayesini,çocukluğunu,gençliğini,ailesini okuyun.edebiyat budur kardeşim!

    Bu kitabı bana bir arkadaş getirmişti,kapağını açtığımda aaa!! O ne!! Ilgaz'dan imzalı abi bu!!Manyak bir sürpriz oldu.rengarenk bir kitap,gökkuşağı gibi inanın,size sadece kitabı elinize alıp o gökkuşağı'nın altından geçmek kalıyor ;)

    Kitapta sadece Ilgaz yok,Aziz Nesin,Orhan Veli,Sebahattin Ali,Ahmet Kutsi Tecer ve daha kimler kimler!
    O yılların Cide'sini,o yılların Türkiye'sini,o yılların insanlarını az çok görmek,öğrenmek,hayatlarına şahit olmak istiyorsanız eee daha ne duruyorsunuz Rıfat Ilgaz muhteşem bir gezi için sizi bekliyor.Şiddetle Tavsiyedir!

    Arkadaşlar her ne kadar Ilgaz'a inceleme yazmak benim yapabileceğim bir şey olmasa da bir kaç satır karalayayım,ona saygılarımı sunayım,onu yad edeyim ve hatırlatayım dedim.
    Seni Seviyorum Rıfat Ilgaz,bütün eserlerin için binlerce,milyonlarca teşekkürler.Nur İçinde Yat!


    Kitaptan ;
    --------------------------
    Hababam Sınıfı gibi yüz binlerce baskı yapmış, toplumca bilinen, sevilen bir güldürü romanının filmini çevirirken kendiliklerinden yeni tipler, yeni olaylar ekleyecek kadar sanatı hafife almaları görülmüş şey değildi. Eserin içeriğine tümüyle aykırı düşen bu davranışın, çekilen filme bir şeyler kattığını ileri sürebilmeleri bence sanata da sanatçıyı da büyük saygısızlıktı. Verdikleri parayla yalnız kitabımdan senaryo çıkarmak hakkını değil, beni de, bütün kişiliğimle satın aldıklarını sanıyorlardı.
    -------------------------
    "İşçiyim, ama senin gibi değil. Bir dikili çöpüm bile yok!"
    Hemen aklıma yazı yazarken elime aldığım kalemler geldi. Ancak yazarken dikili duruyordu. Yazamadığım zamanlar yatık.
    -------------------------
    İşin en tuhaf yanı devlet hastanelerinde fakir fukaraya reçete yazan tek doktor çıkmıyordu. Nasıl ilaçtı ki, hep milletvekili çocuklarına, hep para durumu yolunda olanlara, işini uydurup yardım kurullarından para koparanlara iyi geliyordu!
    -------------------------
    Hepinize Bol Kitaplı,Keyifli Okumalı,Neşeli Günler Dilerim.Teşekkürler.