Kitabı okurken en çok zorlandığım yer, Atatürk’ün bir roman kişisi olarak konuşturulma biçimiydi. Elbette tarihsel figürleri insan yanlarıyla okumayı seviyorum; hatta Atatürk’ün yalnızlığı, hastalığı, aşkları, kırgınlıkları üzerine düşünmek çok kıymetli olabilirdi.
Ama burada bana geçen ses Atatürk’ün iç sesi gibi değil, daha çok Ayşe Kulin’in Atatürk adına kurduğu bir iç ses gibi geldi.
Atatürk anlatısı üzerinden okura yaklaşmaya çalışan hızlı yazılan bir kitap edası var. Hayatının bazı önemli dönüm noktalarına değinse de karakterinin derinliğini, düşünce dünyasını ve liderliğini bütünlüklü biçimde aktaramamış. Bu yüzden okurken sürekli bir eksiklik hissi yaşadım.
Herkes de Atatürk'ü yazmalı mı ya bilemedim. Vakit kaybı okudum geçti .