Söylesene Aziz Ceylan…
Sevmek neydi sahi?
Bir kalbe bütün varlığınla inanıp,
sonra o inancın tam ortasında yarım bırakılmak mıydı?
Yoksa insanın en çok güvendiği yerden,
en savunmasız hâliyle sessizce düşmesi mi?
Gittiği gün…
Sanki hiç birlikte yürünmemiş gibi.
Aynı yollar, aynı taşlar, aynı gökyüzü duruyor ama
onunla anlam kazanan her şey birden yabancı.
İnsan nasıl dayanır Aziz Ceylan?
Göğüs kafesini içeriden kemiren o boşluğa…
Adı konmamış, tarifi olmayan o eksilmeye…
Sevdiğini sandığın insanın
bir gün “hiç kimse”ye dönüşmesini nasıl kabul eder bir kalp?
Ben onu herkese anlatmıştım.
Sanki anlatırsam kalacakmış gibi…
Sanki herkes bilirse, o da gitmeyecekmiş gibi…
“Bakın” demiştim,
“dünyanın gürültüsünü susturan bir yer var içimde.”