Hem Sıkıntı Hem Hüzün
Hem sıkıntı hem hüzün ve yok el uzatacak kimse İçinin daraldığı bu dakikalar... İstekler!... Boşuna ve sonsuzca istemenin yararı ne? Ve yıllar geçmede, en güzel yıllar!... Sevmek... Fakat kimi? Değmez emeğine bir an için, Ve yok olanağı sonsuz bir aşkın. Kendi ruhunda da kalmamış izi geçmişin: Yitirmiş anlamını sevinçlerin, acıların... Tutkular mı? Gönlün o tatlı ağrısı da Mantığın sözü önünde silinip gidecektir; Ve yaşam, çevrene soğuk bir dikkatle baktığında Boş ve aptalca bir şakadan başka nedir... Mihail Yuryeviç Lermontov
Şiir
Sevmek, kendinden çıkıp bir başkasına uzanmaktır. Bitikliğin ilk ilacı başka bir kalbe değmektir. Bir ihtiyarın elini tutmak, bir çocuğun gözünün içine bakmak, kapı komşusunun halini hatırını sormak gibi küçük ama hakiki temaslar. Sevgi, verdikçe çoğalan tek hazinedir; insan başkasına su taşırken kendi içindeki kuyunun yeniden dolduğunu fark eder. • M. Kemal Sayar
Duygu ve Düşünce
Reklam
Söylesene Aziz Ceylan… Sevmek neydi sahi? Bir kalbe bütün varlığınla inanıp, sonra o inancın tam ortasında yarım bırakılmak mıydı? Yoksa insanın en çok güvendiği yerden, en savunmasız hâliyle sessizce düşmesi mi? Gittiği gün… Sanki hiç birlikte yürünmemiş gibi. Aynı yollar, aynı taşlar, aynı gökyüzü duruyor ama onunla anlam kazanan her şey birden yabancı. İnsan nasıl dayanır Aziz Ceylan? Göğüs kafesini içeriden kemiren o boşluğa… Adı konmamış, tarifi olmayan o eksilmeye… Sevdiğini sandığın insanın bir gün “hiç kimse”ye dönüşmesini nasıl kabul eder bir kalp? Ben onu herkese anlatmıştım. Sanki anlatırsam kalacakmış gibi… Sanki herkes bilirse, o da gitmeyecekmiş gibi… “Bakın” demiştim, “dünyanın gürültüsünü susturan bir yer var içimde.”
Duygu ve Düşünce
Korkunç zordu beni sevmek. Ve ben, buna yalnız birinin gücü yeteceğini seziyordum.
Alıntı
"Biliyorum ki seni sevmek fransa'ya ihanettir. Ama seni sevmemek kalbime ihanet olacak." Demir Maskeli Adam
Şiire ait bir kadın Kadına ait bir adam Adama ait bir sevda Aşkına sahip çıkmak haysiyetli adam işidir Lakin haysiyet dediğin, bıçak sırtı bir coğrafya. Yürürsün, ayaklarında paslı bir çivi, kalbinde eski bir töre. Kimse sormaz adama: "Bu yokuşu neden tırmandın?" Kimse bilmez, aşk, bir infazın başlangıcıdır bazen. İnsan, kendi uçurumuna kendi eliyle kurar darağacını. Bak, şafak söküyor yine, İstanbul'un sırtında bir yorgunluk. Sokaklar tenhalaşır, korkular billurlaşır. Bir adam, kendine dönen bir sürgün gibi bakıyor aynaya. Eğilse boynu, sevdası kanayacak.. Doğrulsa, göğü delen bir kederin tam ortasında kalacak. Eskidi dünya, kelimeler bile pas tuttu. Ama unutma, sevmek bir meydan okumadır çağa. Ve haysiyet, o meydanda dimdik durabilmektir. Bir kadının bakışında saklı olan o kadim yangını, kendi küllerinle yeniden tutuşturup yenilginin zırhını, zaferin gömleği gibi giyinmek! Zira, sadece kaybedenler bilir aşkın ağırlığını. Ve haysiyetli adam, o ağırlığı taşımak için ömür boyu, kendi gölgesini bile kendine düşman eder. Haysiyetli adam haysiyetli sever. Ve sevdası meze olmaz masalara. Lâldir aşkın dili, sırdır aşk Anlatılmaz masallarla. ✍️ Murat
1000Kitap
Reklam
Reklam