Dünyada ne dünyayı güzelleştirmek, ne de dünyayı sevmek için bulunuyoruz. Bunların tehlikeli, belalı şeyler olduğunu fark etmenin acı tecrübesi karşımıza tarih olarak çıkıyor. Yine de dünyada güzelleşme ve dünyada sevilme firsatı peşinde koşmanın hayrımıza olduğundan haberdarız.
"Senin için ben duygusuz canavarın tekiyim, değil mi?"
"Evet, ben duygusuz bir canavara âşığım."
"Ama artık bitti."
"Bu da ne demek?"
"Seni sevmek bana acıdan başka bir şey getirmiyor, Su Tanrısı. Bu yüzden ben de seni sevmeyi bırakacağım."
"Biz bundan sonra sadece Su Tanrısı ve onun gelini olacağız, başka hiçbir şey değil."
Anlamıyorsun hâlâ değil mi?İyilikle kötülüğün, güçlüyle güçsüzün savaşı zannediyorsun tüm gerçeği ama değil.İyiligin de kötülüğün de sahibi bir..Yani ortada bir savaş yok.Yalnizca sınav..Hepsi bir sınav..
"Bir düşüncenin doğuşu" der Michelet, "ilk ortaya çıktığında bir formülden, anlık bir olaydan fazlası değildir, gelişmeye ve yüreğin gücü aşılanmaya ve sevginin güçlü sıcaklığıyla beslenmeye başladığında dünya için meyvelerini vermeye başlar."