Ya bütün şairler seni sevmiş ya da ben her mısrada seni buluyorum...
Seven insan her daim sevdiğini belli eder ve kaçmaz...
Yarım denilen şeyin diğer yarısı da buradadır ve seviyorum derken asla kaçmadan hiç susmadan yineleyerek özledim der, koşar, söyler, gösterir ve en önemlisi de bekler... Bir inat varsa aşka dair; o inat bizzat aşkın kendisi olsa gerek ki seviyorum hem de çok denilen şeyin içi dışı dolsa her şeye rağmen... Ben seni çok ama çok seviyorum ve anladım ki beni; yalnız sevmeye terk etmiş yani yine saatler sonra bakıp, boş bir zamanına sığdırarak değersiz, kıymetsiz aynı yerime koymuşsun... Annesinin aybalası Kırdım çünkü ben de çok kırık haldeyim çünkü sevdim zamansız mekansız ummadığım bir anda öylece kalbim benden öte gidercesine sevdim ve şükür ki iyi ki seviyorum, teşekkür ederim ve her ne kadar tek taraflı olmasa da bilsek de bilerek sevmiş yaşamış olsak da suçlu varsın ben olayım, sen mutlu ol ve canın da sağ ola Özür dilerim, kulağında yankılansın,.yüreğinde hissedesin diye söylüyorum, BETim
Reklam
Keşke...
Keşke bir şiir okumuş, bir kedi sevmiş olsaydınız. Belki bu kadar kirletmezdiniz dünyayı. (Turgut Uyar)
Alıntı
Okuma Halleri
Son okuduğum, Veba Geceleri- Orhan Pamuk kitabından sonra şöyle bir hafta on gün okumaya ara versem mi diye düşünüyorum. Kitabın bu platformda bulunan incelemelerinin de çoğunu okudum. Önyargı ile yaklaştım diye mi bilmiyorum ama kitabı bir türlü sevemedim. Yarım bırakmak istemediğimden dolayı bitirdim. Son 150 sayfası akıcıydı fakat ondan öncesi için yorum yapacak olursam eğer; sürekli birbirini tekrar eden cümleler insanı okurken yoruyor. Seven insanlar neresini sevmiş anlayamadım da, gerçek bir tarih romanı değil, gerçek hayatlar değil, gerçek karakterler değilken bu kadar uzatılmasına cidden gerek var mıydı? Bence yoktu.
Her rüyanın aynı salı öğleden sonra gerçekleşmesini beklemiyorum. Zamanlamayı anlıyorum. Mevsimleri anlıyorum. Bazı şeylerin yapımının yıllar alabileceğini anlıyorum. Ama aynı zamanda inanıyorum ki, bir gün, bugüne kadar inşa ettiğim her şey aynı yaşamda bir araya gelebilir. Ev gibi hissettiren bir aşk. Beni heyecanlandıran iş. Bana özgürlük veren para. Beni besleyen dostluklar. İçinde yaşamaktan mutluluk duyduğum bir beden. Huzur. Neşe. Arzu. Amaç. Birini diğerine sonsuza dek feda etmek zorunda olduğum fikrini kabul etmeyi reddediyorum. Sevilmekle başarılı olmak arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Yumuşak olmakla güçlü olmak arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Anlamlı bir yaşam ile karlı bir yaşam arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Belki bugün hepsini kaldıramam. Belki bazı parçalar diğerlerinden önce gelir. Belki bazı hayaller diğerlerinden daha fazla zamana ihtiyaç duyar. Sorun yok. Yapmayacağım şey ise, bir şey henüz gerçekleşmedi diye daha azını istemem gerektiğine kendimi inandırmak. Kıtlığı bilgelik olarak adlandırmayacağım. Hayal kırıklığını olgunluk olarak adlandırmam. İsteklerimi mevcut koşullarıma uydurmak için küçültmeyeceğim. Bugün her şeye sahip olmamam, gelecekte her şeye sahip olamayacağım anlamına gelmez. Ve çocukluğumdan beri süregelen bu inanç beni çok şeyin üstesinden getirdi. Çünkü daha dolu bir hayatın mümkün olduğuna gerçekten inandığınızda, yetinmek gereksiz gelmeye başlar. Daha iyi bir aşkın var olduğuna inanıyorsam, doğru olmayan bir aşka neden tutunayım ki? Anlamlı bir başarının mümkün olduğuna inanıyorsam, beni tüketen bir işte neden kalayım ki? En derin arzularıma sırf beklediğimden daha fazla sabır gerektiriyor diye neden ihanet edeyim ki? Bekleyebilirim.
Substack
Mutlak Hiçim..
"Büyük bir yangından geriye kalan küller bile bir zamanlar orada bir ateşin var olduğunu kanıtlar. Bende ise ne ateş yandı ne de kül kaldı. Keşke birini sevmiş olmanın o enkazını taşıyor olsaydım; bu mutlak hiçlikten daha çok yakardı canımı."
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam