Bizim ülkemizde yerel yönetim 19. yüzyıldan beri birinci amaç çerçevesinde anlaşılmıştı. Son yıllarda Türkiye'de seçmen yurttaşlar yerel yönetimin ne olduğunu daha iyi anlamaya başladı. Bunda birinci pay; sadece büyüyen şehirlerin yarattığı sorunlara çözüm getirmek isteği değildir. Toplumun demokratik kurumları benimsemesi ve demokratik haklarına giderek daha çok sahip olma isteğidir. Modern yerel yönetimler Türkiye'de demokratik bir amaçla doğmadı, ama demokrasi yerel yönetimin doğasında vardır ve Türkiye'de bu kuralın dışında kalmış değildir. Kırk yıl önce atamayla gelen belediye başkanları kimseyi rahatsız etmiyordu; bugün milyonluk metropollerimizden birkaç bin nüfuslu kentlere kadar heryerde halk belediye başkanlarını kendisi seçmek istiyor ve seçiyor. Yerel yönetimlerin önderleri artık partilerinin ikinci ve üçüncü sınıf adamı olmaktan çok, ağırlığı olan politikacılar olmaya başlamıştır. Türkiye halkı, yavaş yavaş apartman yönetiminden kent yönetimine ve ülke yönetimine doğru aşama aşama bir seçme ve toplu karar alma sürecine girmiştir ve yakın bir gelecekte bu alışkanlığı pekiştireceğine de kuşku yoktur.