Suhriyye kelimesi, alay edenin alay ettiği kimseye değer vermeme ve kendinden aşağı görme gibi bir tavrı da ifade eder. Suhrun yapılma şekli sadece sözle değil, taklit ve işaretlerle de mümkündür. Sonuçta suhr, o şahsın her halini eğlenceye alıp başka insanların da onunla alay etmesine sebep olmaktır. Suhriyye kelimesi, emre âmade kılma anlamındaki teskir kelimesiyle kökleşir. Bu iki kelime arasındaki anlam ilişkisi merak edilebilir. Suhriyye ile teskir arasındaki anlam ilişkisi şöyle ifade edilebilir: Alay eden kişi suhriyye fiiliyle karşısındaki kişiyi bir bakıma edilgen duruma sokma, susturma, sindirme ve sonunda da kendisine boyun eğdirip hizmet ettirmiş olur. Ve bu da çok çirkin bir davranıştır. Lemz kavramına gelince Kur'an'da farklı kalıplarla dört kez geçmektedir. Sözlükte ayıplama, dil uzatma, çekiştirme, kusur arama anlamlarına gelir. Aynı zamanda karşı göz işaretleriyle ayıplamayı da ifade eder. Hemz kelimesiyle lemz kelimesi yakın anlam taşır. Ancak ikisi arasında fark vardır. Lemz kişinin yüzüne karşı, hemz ise gaybında ayıplamadır. Yahut lemz lisan ve göz işaretleriyle, hemz sadece dille ayıplamadır. Öte yandan suhriyye kişinin huzurunda onu gülünç duruma düşürme, olduğu halde lemz ister gülünç olsun ister olmasın, ister huzurunda ister gaybında olsun, kişinin ayıplarına dikkat çekmektedir. Başkalarını ayıplamayınız ki onlar da sizi ayıplamasın. Yoksa bu durumda kendi kendinizi ayıplayan bir kişi konumuna düşersiniz. Söz konusu ayette yasaklanan davranışlardan biri de nemzdir. Bu kelime kavram insanları kötü ve hoşlanmayacağı duyduğu zaman üzülecek kızacağı bir lakapla çağırmak veya kısaca kötü lakapla anmaktır. İnsanların kalaycı, kömürcü, imam, mühendis, hoca gibi yaptığı işe göre tanıtılmaları ve isimlendirilmeleri nemz değildir. Keza zahiren güzel
Ben gücü zorba insanlar gibi bir araç olarak algılamıyor, bir şeyleri zorla yaptırmak için gerekli olduğunu düşünmüyorum. Sizin de böyle düşünmeniz gerektiğini savunmuyorum. Bu şekilde kullanılan güç, uzun ömürlü olamaz. Ancak sizin de, gücün dünya üzerindeki etkisini kabul etmelisiniz. Algılarınızı ya siz yönlendirirsiniz, ya da bir başkası bunu sizin için yapar. Siz ya yapmak istediğiniz şeyleri yaparsınız, ya da başkalarının sizin için hazırladıkları planlara uyarsınız. Bana göre asıl güç, istediğiniz sonuçları yaratabilme ve olaylar içerisinde diğer kişilere hak ettikleri değeri verebilme yeteneğidir. Güç, düşüncelerinizi amacınıza uygun olacak şekilde yönlendirebilmek için, hayatınızı değiştirebilme yeteneğidir. Gerçek güç paylaşılır, mutlak hakimiyeti gerektirmez. Güç, sizin ve değer verdiğiniz kişilerin ihtiyaçlarını tanıma ve giderme yeteneğidir. Kesin olarak istediğiniz sonuçlara ulaşabilmek için, düşünce süreci ve davranışlarınızı, yani kendi krallığınızı yönetme yeteneğidir.
"öyleleri vardır ki, yasalarını bilmediği tüm meseleler karşısındaki tavrı gibi, hastalıkları da bilinçsizce kaza ve kadere bağlarlar. oysa bir kez problemleri kaza ve kadere bağladınız mı, sebeplerini bilip bilmemeniz arasında bir fark kalmayacaktır."
- cevdet said, bireysel ve toplumsal değişmenin yasaları.