şifreli yazılarımı tuttuğum hatıra defterimi ve ilk şiirlerimi macaristan'da bıraktım. erkek kardeşlerimi, annemi babamı, haber bile vermeden, bir veda bile etmeden geride bıraktım. ama hepsinden de önemlisi o gün, 1956'nın o kasım sonu, bir halka olan aidiyetimi kesin olarak kaybettim.
nasıl yazar olunur?
öncelikle yazmak gerekir, elbette. sonra da yazmaya devam etmek. kimsenin umrunda değilken bile. kimsenin asla umrunda olmayacağı duygusuna kapılırken bile. yazılmış kağıtlar çekmecelerde birikirken ve diğerleri yazılırken unutulurken bile.
geçen yıllar en azından bana şunu öğretti, cebinde bir kalem varsa, büyük olasılıkla bir gün onu kullanmaya başlamak gelecektir içinden.
çocuklarıma hep söylediğim gibi, işte ben böyle yazar oldum.
sokakta polis! iki adım ötede hoca! bu memlekette keyfinizce eğlenmek istediniz mi konunuz komşunuz, bütün mahalle, bütün şehir itiraz eder, karşı çıkar... açık, mertçe eğlenceye tahammül edemezler. fakat gizli ahlaksızlık içimizi kemirir durur.