Henüz on altı yaşında olmama karşın,üzülerek,şaşkınlıkla bakıyordum onlara.Düşüncelerinin sığlığı;davranışlarının,oyunlarının,konuşmalarının aptallığı şaşırtıyordu beni.Öylesine önemli şeylerden haberleri yoktu,öylesine etkileyici,öylesine şaşırtıcı şeylerden o kadar uzaktılar ki,elimde olmadan kendimi onlardan üstün görüyordum.
Hem ne iyi olurdu öyle yapsaydı!Ne güzel dost olurduk!Ne güzel!
Toplum içindeki yeriyle korurdu beni,ben de kültürümle ve...Düşüncelerimle,daha bir çok özelliğimle yüceltirdim onu.
Benim kişisel düşünceme gelince,yalnızca mutluluğu,esenliği sevmek çirkindir bile.İyi midir,kötü müdür bilmem,ama bazen bir şeyleri kırıp dökmek de çok hoştur.
İki gün sonra (en geç iki gün sonra),bilerek aldattığım için küçük görmeye başlıyorum kendimi.Sonunda gene sabun köpüğü,gene durağanlık,hareketsizlik.
Ah baylar,belki de ömrümde hiçbir işe başlayamadığım,hiçbir işin sonunu da getiremediğim için akıllı sanıyorum kendimi.
"Gördünüz mü,nasıl huzursuz ediyorum sizi,öfkelendiriyorum,evde kimseyi uyutmuyorum...Evet,uyumayın,dişimin ağrıdığını her an hissedin.
Şimdiye kadar görünmek istediğim gibi bir kahraman değilim artık ben sizin için,düpedüz iğrenç şirret biriyim.Öyle olsun varsın!
Nasıl bir insan olduğumu öğrendiğinize sevindim.Benim bu iğrenç inlemelerimden tiksiniyor musunuz?Tiksinin bakalım!Şimdi daha da tiksindireyim sizi de görün... "