Açıkçası bu inceleme için epey heyecanlıyım ve stresliyim nelerden bahsetmem gerekli veya unuttuğum kısımlar olacak mı emin değilim. Her neyse içimden ne geçiyorsa söyleyeceğim.
Öncelikle zaten bu kitabı okuyanlar muhtemelen birinci seriden beri okuyan kişiler ve de benim gibi şaşkındırlar. Zira okuduğumuz karakterlerden biri meğer tanıdığımız biri çıktı. Şaşkınım ama mutluyum da çünkü sevdiğim biriydi.
Gelelim kitaba; doğrusu bu kitabı okumadan önce geçmişi anlattığını bilmiyordum beni epey şaşırttı ve de üzdü. Zira devamı olacak umuduyla okumuştum meğer bir sonmuş Son İsyan. Ama bir tarafım öncesini öğrendiği için mutlu, en azından her şey daha yerli yerine oturdu. Kitabı okurken 2020 detayı gözden kaçmadı.
Kitabın başlarında sıkıldım adapte olmak zordu benim için, tabii bir de yaşadığım hayal kırıklığını unutmayalım. Bu seri benim ilklerimden, bu sebeple değerli. Zaten serinin bu kitabını arkadaşım hediye olarak almıştı ki bundan dolayı da değerli. Bu kadar sene sonra daha yeni okudum. Kitaba adapte olduktan sonrası güzeldi. Açıkçası diğer kitaplarında bu kadar gerildiğimi hatırlamıyorum. Fazla gerilimli bir kitaptı, yeri geldi midem bulandı Mark ile, yeri geldi heyecanlandım, korktum. Duygular daha iyi geçti sanki bu kitapta. Diğer yan karakterler de çok tatlıydı -Trina, Alec, Lana-. Olaylar zaten fazlasıyla kötü ve gerilimli ama karakterler umudu kaybetmeden -kaybettikleri zaman olsa da- savaştılar. Sadece aksiyon sahneleri bana çok fazla geldi doğrusu, bir de sanki yazmak için yazılmış gibi de ya da bana öyle geldi. Gerçi geçmişi öğrenmemiz gerekliydi, bu açıdan iyi oldu. Ama gereksiz sahne çoktu. Sonu epey duygusaldı, ağlanacak bir sahneydi.
-spoi; __Deedee’nin Teresa çıkacağını hiç beklemiyordum. Ben Teresa’yı hep seven biriydim (ihanet etmiş olabilir