Şeyda Arslan

Şeyda Arslan
@seydanrarslan
freelance editör • makyaj sanatçısı instagram: seydanrarslan & @seydaonbrides
Umutsuzluk tutsaklığın gıdasıdır. Umutsuzluk köleliğin anasıdır. Umutsuzluk yüreğin yıkımıdır.
Sayfa 192·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“İnsanoğlu da genellikle iki kısımdır. Onların da bir kısmı fil, bir kısmı karıncadır. Tıpkı buradaki gibi, filler azınlık, karıncalar çoğunluktur. Tıpkı buradaki insanların fil kısmı, yıl on iki ay ellerini ılıktan soğuğa vurmazlar; durmadan buradakiler gibi onlar da kıçlarını kaşıyıp balözü, et özü, çiçek özü yerler. Küfsütü bile bulur onlara, onların karıncaları. Yalnız onların ne filleri, ne de fillerinin sultanları bizim buradaki filler gibi, sultanımız gibi tok gözlü değildir. Bakın, bu kış siz aç kaldınız da, bizim fillerimiz, sultanımız nasıl yardımınıza koştu. Karınca insanlar açlarından da ölseler, fil-insanlar onlara bir zırnık bir şey vermezler. Bazı yıllar çok ürün olur dünyada; insan-karıncalar insan-fillere çok ürün üretirler, ama ambarlar almaz ürünleri. O zaman ne yaparlar fil-insanlar, ne yaparlar, biliyor musunuz?”
Sayfa 161·Kitabı okudu
“Umutsuz girilmiş savaş, savaş değil, ölümdür. Savaşın biçimi, türü var. Savaşla umutla girersin, yenilirsin o başka; ama umutla girersin.”
Sayfa 144·Kitabı okudu
“Bak, ustam,” dedi. “Yiğit, yürekli, aslan ustam, filler hiç yenilir mi? Bu dünya dünya oldu olalı, kim görmüş karıncaların fillerini yendiğini? Bu dünya böyledir ve hem de bu dünya hiç değişmez. Fil fildir, karınca karınca… Filler yönetecek, onların işleri bu; karıncalar çalışacak, filler yan gelip yatacak, en güzel yiyecekleri onlar yiyecek, en güzel giysileri onlar giyecek, en görkemli saraylarda onlar oturacak… Karıncalarsa işte böyle: halleri duman, yıl on iki ay çalışıp sonunda ellerindeki avuçlarındakini fillere verecek, kendileri de açlıktan kırılacaklar. Doğanın yasası bu; insanların, o kendilerini doğanın kutsal yaratığı sanan, övüngeç insanların da yasası bu. Bu dünya böyle gelmiş, böyle gider. Düşün bir ustam, bir düşün kardeşim: şuraya bir dağ kadar karınca toplansak bir araya, bir tek fil saldırsa bize, ne oluruz?”
Sayfa 143·Kitabı okudu
“Bireycilik ateşini korkuyla birlikte körükleyeceksiniz; onların hepsi ‘biz kardeşiz, yoldaşız’ derler, aldırmayacaksınız. Onların çoğunun içinde bir bireycilik ateşi sonsuzca yanar; karıncaların birbirlerine düşmanlığı bu bireycilikten doğar, ölüm, yılgınlık, sevgisizlik de bu bireycilikten doğar. Hiçbir kırmızı sakalın birbirini sevmesine fırsat, izin vermeyeceksiniz. Bunlar birbirlerini sevmeye başladılar mı, sevginin olduğu yerde bireycilik barınamaz; korku, aşağılama barınamaz. Zinhaaar, sevgiye izin vermeyeceksiniz. Bunlar birbirlerini sevmeyi öğrenirlerse, bizi de, filleri de erinde gecinde yenmenin bir yolunu bulurlar. Zinhaaar, bunlara birbirlerini sevdirmeyeceksiniz. O eli nasırlıları hiçbir zaman gözden uzak tutmayacaksınız; onlardan her an bir ışık gibi bir sevgi seli bütün kırmızı sakallara dağılabilir, işte o zaman hapı yutarız. O eli nasırlının her birisi bir sevgi kaynağıdır. Tamam mı? Sevgisizliği, düşmanlığı körükleyeceksiniz.”
Sayfa 135·Kitabı okudu