Ne geçmiş ki ne geçecek zamanın şarkısı bu aydınlıklar,
Ki hayatla yaşayan elektriklerde yalnız yaşamak var:
"Geçmekte olan an" kaplar ruhumu bir diyar kadar, Ve fazla hissederim yalnız bana ait varlığını bu diyarın.
Akar gönlüm, kâğıttan yapılmış o kayıklar gibi çocukluğumun üstünde akar,
Seyrederim ruhumun sonralar dünyasına gömüldüğünü.
Bir tatil akşamında yaşayan o büyük yalnızlıklar, Sevgilinin gelmediği o ilk randevuların hüznü.
Karanlıklar gibi geçer karanlıklardan
Gece yarılarından sonra eve dönüşler.
Sarhoşlukların bitmesinden evvelki ebedi an;
Ve o demetler ki çiçekleri hatırlanır birer birer.
Eski sükûnların bir sahile dalga dalga uzanması, Ayrılıklardan sonra o gönül göllerindeki rüzgâr.
Bazı mısraların manasından sonra duyulan insanlık yası,
O havuzlu bahçelerde, biten son şarkılar.
Ama şu an melankoli anımda kafamdan silinmeyen görüntü, yağmurun altında, sanki değiştiremeyeceği bir kadere boyun eğen biri gibi inatla, sessizce ilerleyen o yaşlı adamın görüntüsü. Belki de ölümün kendisi.