“Pek hoş bir tanışma yaşamadık. O yüzden de bazen dilimin ayarı kaçabiliyor. Hak verirsiniz ki her gün, boyu göğsüme anca gelen
bir kadın tarafından suratının tam ortasına kafa darbesi yemiyorum. Hemde zıplayarak.”
“Kabul et ama güzel vurdum.”
“Ama hak etmiştim. Az da olsa yani… Hak etmiştim kabul.”
“Ters kelepçe nedir ya?”
“Yani… Tamam o pek olmamış doğru.”
“Pek olmamış mı?”
“Aslında dümdüz kelepçeleseydim bu kadar olmadı da. Ters kelepçe sizi baya sinirlendirdi.
"Sinirlendirir tabii, ulan valiye ters kelepçe mi yapılır?"
“Defalarca sordum kimsin diye
ama siz söylemediniz ki. Neyin inadıysa bu. Desenize valiyim diye."
“Savunmaya bak ya. Söylemek zorunda miyim? Hayr.”
"Evet!"
"Binbaşı, biraz daha zorlarsan yumruğumla da tanısacaksın haberin olsun.”
“Askerim doğru ama baya güzel bir rütbem var. Havalı… Taşaklı… Binbaşı Metehan Kılıçarslan.” Kadın bir an durup kendisine alıcı gözle bakmış ve resmen sırıtmıştı. Bu kadın bugünkü sınavı mıydı? Sabrını zorlamak, sinirlerini hoplatmak için mi karşısına çıkmıştı? “Ne, neden sırıtıyorsun?”
“Ben senden saha taşaklıyım da ondan sırıtıyorum.”