Vay canına…
Vayy canınaa..
Uzun zamandır beni bu kadar derinden etkileyen bir kitap daha okumamıştım. Sanırım en son üniversite stajımda okuduğum bir kitapta bu kadar şok olmuş ve sarsılmıştım.
Yaratılan her karakterin hikayesi benim için unutulmaz oldu. En çok Jenny, Luna ve tabii Cleo..
Çok güzel metaforların ve ayrıntıların olduğu bir okuma gerçekleştirdim. Altını çizdiğim bir sürü güzel mesaj var. Not almaya kalksam yeni bir kitap oluşturur o derece fazlalıktan bahsediyorum.
“Acıya boyun eğmek yerine, onu kabul ederek yaşamak her zaman daha iyidir. Onun karşısında eğilip sürekli tekmelenmek yerine ayakta durun, cesurca yüz yüze kavga edin. Böylece hiç yoktan kazanmak için bir fırsat yakalayabilirsiniz..”
“Ben bu hayatımın neresindeyim, her şeyin neresindeyim? Her şey, herkes benim etrafımda ama ben bir tek kendimi göremiyordum, bu her şeyin merkezi olduğun halde, her şeyin dışında olmaktı.”
Yazarımızın kalemini okurken Zweig, Kafka arası vibe almıştım. Kitabı bitirdiğimde de bu fikrim sabit kaldı. Gerçekten çok başarılı, umarım kariyerine devam eder. Yolu açık olsun
Hadi gelin şimdi her şeyin başladığı ve aslında bittiği o an’a dönelim…
“İnsanın iç huzuru olmazdı bir zamanlar ve o zamanlarda bizi yalnızca tanrı üzerdi, şimdi ise bizi yalnızca insanla üzüyor.”
Her şeye buradan başlamak istiyorum, kullanılmaktan çatlakları olan, rengi solmuş bir küvetin içinden başlamak. Size anlatacağım şeyleri son ana kadar en derin şekilde yaşadım ve bunun bana yaşattığı tüm hissiyatları sizin de tatmanız istiyorum. Tüm olayları bildiğim ve kavradığım şekilde anlatmak için buradayım. Beni anlamaya çalışın. Kelimelerimi özenle sectim, hikayemde, dışarda kalan hiçbir parça yok, her şey eksiksiz bir şekilde yerine yerleştirilmiş bulunmakta. Benim yaşarken fark edemediğim