Hess çoğu zaman kendi imkanlarıyla baş başa bırakılmıştı. Sistem öyle uçsuz bucaksız ve öyle dolambaçlıydı ki ne yaparsanız yapın yakanızı kurtarabiliyor, yaptığınız da yanınıza kâr kalıyordu.
Buna gerek var mıydı gerçekten? Tamam Japon kültürünü merak edenler için güzel bir tercih olabilir ancak Japonların tuvalet kültürünü de okumaya gerek var mıydı gerçekten?
Sizin hiç aydınlatılmış bir karanlığın rengini gördüğünüz oldu mu? Benim oldu. Bu karanlığın dokusu, geceleri yollar da gördüğümüz karanlığın dokusundan farklıydı. Kül tanesini andıran zerrecikleri gökkuşağı ışıltısı taşıyormuş da bir araya toplanmış gibi görünüyordu. Gözüme kaçmasınlar diye elimde olmadan gözlerimi kırpıştırmıştım.
Elbette, çoğunlukla "zamanın pırıltısı" olarak dillendirilen şey de esasında ellerimizdeki kirin ışıltısı. Çincede "şutaku", Japoncada "nare" diye bir kelime var. Bu kelimeler insan eli nin uzun yıllar objeye değmesi sonucu oluşan bir cilayı ve öncesinde objenin içine doğal olarak işleyen yağı yani "kiri" anlatıyor. Başka bir deyişle bu ışıltının "parmak izimiz" olduğuna şüphe yok. O halde "zarafet soğuktur" nüktesine benzer şekilde "zarafet kirlidir" demek de mümkün.