Okulun girişine dogru salına salına yürüyordu. Bana doğru. Yüzünde durgun bir gülümsemeyle, ışık saçarak ve o eşsiz pırıltısıyla yanında geçtiği herkesi etkileyip buyüsü altına alarak ilerliyordu.
Tiz sesiyle, ben hariç herkesi selamlayarak onlara sanki lanet olası Pamuk Prenses’miş gibi günaydınlar diliyordu. Arkadaş canlısı, tatlı ve -kahrolası- çok güzeldi. Ona uzun süre bakmak neredeyse canımı yakıyordu.