Çünkü kendi içimde benimle konuşan sesi her zaman dinledim: “Önemli olan iyi ve mutlu bir yaşam sürmektir. Utangaç ruhların yolundan ayrılmak zorunda kalsan bile, yüreğinden gelen çağrıyı dinle. Ara sıra yaşam sana acı çektirse bile, kabalıktan ve acılıktan kaçın!
Öylesine dar görüşlüsün ki küçük adam, sen kahvaltıdan öğle yemeğine olan uzaklıktan ötesini göremiyorsun. Geçmiş yüzyıllar, gelecekteki binlerce yılı nasıl kucaklıyorsa, senin düşüncelerin de öyle geniş kapsamlı olmalıdır.
Fotoğraf çektiriyorlar, onları madalyalar üzerine bastırıyorlar, sonsuza dek öyle kalacakmış gibi gülümsüyorlar, ama yaşamı kendi adıyla çağırmayı göze alamıyorlar.