Kiliseleri, camileri, sinagogları, hanları, hamamları, bankaları, giyim mağazaları, kitapevleri, meyhaneleri, birahaneleri, şaraphaneleri, kafeleri, kültürevleri, randevuevleri, sinemaları, tiyatroları, galerileri, vakitleri çoktan dolduğu halde ömür sürmeye çalışan bilmem kaç yüzyıllık inatçı binaları, dar sokakları, kör çıkmazlarıyla Grande Rue de Pera, Caddei Kebir, İstiklal Caddesi ya da Beyoğlu nasıl adlandırılırsa adlandırırsın burası her gün, her an değişen yeryüzünün en büyük tiyatro sahnesi gibiydi.