XIV
İki büyük ruh sayısı, ÜÇ'le YEDİ'dir.
XV
Üç, yaratılmış evrenlerin simgesidir, yaradılışın tinsel işareti olduğu kadar daire çemberinin de maddesel işaretidir. Gerçekten dairesel çizgilerle iş görmüştür Tanrı. Düz çizgi sonsuzluğun simgesidir. Bu yüzden sonsuzluğu sezen kişi, yapıtlarında düz çizgi kullanır. İki üremenin, ÜÇ varoluşun Sayı'sıdır; hem üremeyi, hem de ürünü içerir. buna Dördüncü Zaman'ı ekleyin, YEDİ çıkar ki, göğün işaretidir. Tanrı bunun üstündedir ve Bir'dir.
Sayfa 116 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları III.BASIM, HAZİRAN 2020·Kitabı okudu
“Nesnelin benim için benim sonlu hale gelmem yoluyla ilk kez ortaya çıkmasını, benin kendini ilk kez nesnelliğe özbilinç edimiyle açmasını, ben ve nesnenin birbirine pozitif ve negatif nicelikler gibi karşıt olmasını, nesneye izafe edilebilecek realitenin ancak bende iptal edilmiş realite olduğunu hesaba katmaksızın, dogmatik, benin sınırlanmışlığını tıpkı nesnenin sınırlanmışlığını açıklar gibi açıklar, yani o, sınırlanmışlığa dair bilgiyi değil, kendinde ve kendi için sınırlanmışlığı açıklar. Fakat ben olarak ben ancak kendisini böyle sezdiğinde sınırlanır, zira bir ben genel itibarıyla yalnızca, kendisi için neyse odur. Dogmatiğin açıklaması, sınırlı-olmanın açıklaması için yeterli olsa da, buradaki kendini sezmeyi açıklamak için yeterli değildir. Ben, ben olmayı bırakmaksızın, yani dışındaki bir sezen için değil, yalnızca kendisi için kısıtlanmalıdır. Fakat o halde uğruna ötekinin kısıtlanması gerektiği bu ben nedir? Şüphesiz kısıtlanmamış bendir, böylece ben sınırsız olmayı bırakmaksızın sınırla hale gelmelidir. Soru ise, bunun nasıl düşünüleceğidir.”
Yapılan ulusal mücadele, dış saldırıya karşı vatanın kurtuluşunu tek hedef olarak kabul ettiğine göre, bu ulusal mücadelenin başarıya yaklaştıkça aşama aşama bugünkü döneme kadar ulusal irade yönetiminin bütün ilke ve gereklerini gerçekleştirmesi doğal ve kaçınılmaz bir tarihi akıştı. Bu kaçınılmaz tarihi akışı geleneksel alışkanlıklarıyla derhal sezen padişaha ailesi, ilk andan itibaren ulusal mücadelenin amansız düşmanı kesildi.
Birçok şeyi sezen genç insan bir gizemin içinde çok fazla şey olacağına inanır, buna çok değer verir ve bu sırla etkili olmak zorunda olduğunu sanır. Başrahip bu düşüncelerden yola çıkarak kısmen kendi ilkelerine göre, kısmen de herhalde eskiden bağlı bulunduğu ve gizli bir çok etkinliği olan bir cemiyetten kalan alışkanlıkla genç bir topluluk oluşturdu. Kendimi bu yapanın içinde fazla var edemedim. Diğerlerinden büyüttüm, gençligimden beri her şeyi çok berrak görüyordum ve tüm nesnelerde netlikten, açıklıktan başka bir şey aramıyordum: Dünyayı olduğu gibi görmekten başka bir şeye ilgi duymuyordum ve bu merakımı en iyi arkadaşlarıma da bulaştırdım. Bu yüzden tüm eğitimimiz az kalsın yanlış yöne kayacaktı: Çünkü sadece başkalarının hatalarını ve yetersizliklerini gömmeye başlamıştık ve kusursuz varlıklar olduğumuzu düşünüyorduk. Başrahip yardımımıza koştu ve bir insanın eğitimi ile ilgilenmiyorsak onu gözlemlememiz gerektiğini ve kendimizi sadece faaliyet sırasında gözlemleyip kulak verebileceğimizi bize öğretti. Topluluğumuzun ilk özelliklerine bağlı kalmamız öğütledi: Bu nedenle toplantılarımızda yasal bazı özellikler korundu, bütünlüğünü kuruluşunda ilk mistik etkiler elbette görülüyordu, daha sonra bu, tıpkı bir benzetme de olduğu gibi, kendini sanata dek yükselten bir zanaat biçimini aldı. Çırak, kalfa ve usta kavramları böyle oluştu. Kendi gözlemlerinizde görmek ve kendi dünyasal deneyimlerimizden kendi arşivimizioluşturmak istiyorduk; kısmen kendi kendinize yazdigimiz, kısmen başkalarını yazmasına fırsat verdiğiniz ve daha sonra ‘ çıraklık yılları’ adı altında toplanan itiraflar böyle oluştu. Aslında her insan kendini eğitmek konusunda fazla bir şey yapmaz; birçoğu refahı, zenginliği ve her türlü mutluluğu için kocakarı ilaçları ve reçeteleri ister. Kendi
Sınandık nelerle hem de
Sevinçle kederle
Gel uyu koynumda artık
Günlerce gecelerce
Çıktın geldin Haziran vakti
Ben de çiçeklendim yine
Bitmez ki bu dünyanın derdi
Biz bir sevişelim hele
Biz bir kavuşalım hele