“Masal cadısı kadar korkunçtu ve herkesi başına topladığı için çok mutluydu. Yaptığı kötülükten büyük zevk aldığını yüzünden okumuştum, çok şaşırmıştım, çok da korkmuştum. Kötülüğün insanın doğasında olabileceğini ilk hissedişimdi.”
“Osman ölünce ferahladım aslında biliyor musunuz? Ama kendim için değil, Osman için. Onun adına ferahladım. Yaşamak yük haline gelmişti çünkü Osman’a. Yaşayan ölü gibiydi. Ben de çok çile çektim hayatta…ne zorluklar yaşadım ama yaşamayı seviyorum ben. Bir sürü ameliyat oldum. Hepsine de ya çıkamazsam diye korkudan öle öle girdim. Narkozdan uyandığımda içim sevinçle doldu hep, allahıma çok şükür yaşıyorum diye. Ama Osman öyle değildi. Yaşamaya gücü kalmamış gibiydi. Bir işe gidişi vardı mesela…sanırsın ölüme gidiyor…hele son zamanlarda. Evden çıkmadan önce acı acı yüzüme bakardı, bir daha görüşmeyecekmişiz gibi. Öleceği içine mi doğmuştu nedir.”
“Öl dese ölürdüm ilk zamanlar. Ama bitiyor…aşkından yanıp tutuşuyorsun, kavuşamazsam ölürüm diyorsun ama sonra ne oluyorsa oluyor…bitiyor işte. Bütün aşklar bitiyor.”
“Hiçbir yerden memnun olmam ben. En kralında çalışsam yine olmam. Keyfim için çalmıyorum çünkü davulu. İş bu. Bir işte çalıştığı için memnun olan insan ya aptaldır ya da kendini kandırıyordur.”