Sezer Kızanbek

Sezer Kızanbek
@sezerinkutuphanesi
Puan vermedi·240 syf.··
2026 37. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 00:00
Bugünün Türkiye'sine tutulmuş sert, sarsıcı ve karanlık bir aynaya bakmak ister misiniz? Bence isteyin. Neden mi? Yazarla tanışma kitabımdı "Dipte". Ve açıkçası yazarın kaleminde şunu gördüm: politik olanı slogana dönüştürmeden insan ruhunu en kırılgan yerlerinden anlatıyor. Günümüz Türkiye'sinde hayatta kalmaya çalışan İnsanların ruh hallerini yansıtıyor. Yazar Kara mizahın ince çizgisinde dolaşıyor. Dipte kalmışların içinden nasıl hakikatlar çıkarabileceğini gösteriyor. Bütün bunları yaparken de edebiyatın vazgeçilmezliğini hatırlatıyor. Bir masada, hepsi birbirinden derin bir grup adamın çevirecekleri filmin sıra dışı hikâyesini okuyoruz kitapta. Filmin hikâyesi de bu adamların hikâyeleri de sıra dışı olup aynı masada toplanınca acayip bir kurgu çıkıyor ortaya. Her gün biraz daha kirlenen, biraz daha korkunçlaşan politik atmosferde batağa saplanmış yazarlar, yayıncılar, yapımcılar, sinemacılar ve onların evlilikleri, aşkları; el birliği ile mahvedilmiş güzel bir ülkeye el sallayan insanlar... Bunun için okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar diliyorum. Geç tanıştığım bir yazarı daha keşfetmenin mutluluğuyla en kısa zamanda yazarın diğer kitaplarını da okumayı planlıyorum.
DipteMurat Uyurkulak · İnkılâp Kitabevi · 202631 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·240 syf.··
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 00:00
·
2026 37. kitabı
Murat Uyurkulak
6.9/10 · 31 okunma
Kurtuluşa giden yol
Puan vermedi·160 syf.··
2026 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 00:00
Aynı hikâyede 3 farklı kişinin gözünden Atatürk'ü okudunuz mu hiç? Biri Atatürk'ü Atatürk'ün gözünden, biri Atatürk'ün bir askerinin gözünden, diğeri ise bir çocuğun gözünden. Her bölüm sonunda bir sonraki bölüm hakkında bir cümle ile merak canlı tutulurken her bölüm başında da bir iki cümlelik geçmiş bölümden tekrar ile sürekli bir bütünlük sağlanmış. Bu bütünlük çocukların gözünde Atatürk'ün hikâyesini nasıl kalıcı kılar öğretmen arkadaşlarım bilir. Bu kitabı okurken oğlum okuldan geldi, öyle bir coşkuyla kitabı okumalısın dedim ki sen ne zaman bitirirsin diye sordu. Eşime öyle bir anlatmışım ki kitap okumayan adam aslında böyle kitapları ben de okumalıyım dedi. Eşim de dahil kiminle yazar hakkında konuşsam yazarı herkes tanıyor. Bir ben kalmışım bilmeyen. Bir yetişkinin gözüyle Atatürk'e çocukça bir sevgi, bağ oluştururken bir çocuk gözüyle vatan sevgisi, ülke ve vatandaşlık bilinci sağlıyor bu kitap. Varlığın içinde büyümüş çocuklarımıza vatanımızın kurtuluşunun nasıl yoksulluk içinde olduğunu anlatan öyle sayfaları var ki. Daha güzel anlatılamazdı. Müftü Efendiyi, cılız tavuğu, Şükrüye Hemşireyi... hangi birini sayayım? Ve biliyorum ben bu yoruma ne yazsam da kitabın güzelliğini anlatamayacağım. O yüzden lütfen en kısa herkes okusun, okutsun. Ataturk'ü bu kitaptan tanımak her çocuğun hakkı . Sarışın bir kurda benziyordu... Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. Sakarya Savaşı, 22 gün 22 gece sürdü. 13 Eylül 1921'de zaferle sonuçlandı. Dünyanın en uzun meydan savaşı olarak tarihe geçti. Atatürk'ün atının adı "Sakarya" idi. Bu at, onun en sevdiği arkadaşıydı. Dünyada, çocuklara bayram armağan eden tek lider Atatürk'tür. Elbise ödünçtü ama, O elbiseyi giyen Yürek, koskoca bir millete ayağa kaldıracak kadar güçlüydü. Sessiz bir odada düşüncelere
Kurtuluşa Giden YolNaim Babüroğlu · İnkılap Kitabevi · 011 okunma
zaten o şarkıyı ben sana yazmadım
Puan vermedi·116 syf.··
2026 39. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 00:00
Bu kitapta bir aşk okumayacaksınız, o aşkı yaşayacaksınız. İki aile dostunun çocukları daha çocukluk yıllarında aşık olurlar. Biz hep Umut'un aşkına tanıklık ediyoruz. Ama Elif'i de romanın sonunda çok iyi anlıyoruz. Bir erkek ne kadar güzel, ne kadar çok, ne kadar temiz sevebilirse Umut öyle seviyor Elif'i. Bu sevgi onu paramparça edince de " Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen boş yere mağaramdan çıkarma beni." diyor kırgın ve yorgun kalbi. Peki bir erkek kaç yıl hiç görmeden, haber almadan, sesini duymadan sevebilir? Bir erkek kaç kere terk edilebilir? Kaç erkek ömrünü sevdiği kız için heba edebilir? Klasik kavuşmanın ya da kavuşamamanın ötesine geçmesini, arkadaşının kitabına akışını, Tahir Bey'in babalığını hissettirmesini, Elif'in bağlanamayışını, şarkıların/ şiirlerin kurguya yedirilmesini, hele 14 yaşında... ve daha o kadar çok şeyi sevdim ki bu kitapta. İyi ki okudum dediğim ve sizlerin de aynı cümleyi kuracağınıza emin olduğum bu kitaba sakın geç kalmayın. Oysa, herkes anlatmak için birini arar. Sevip de susmak tecritlerin en ağırıydı. İnsan ne garip canlı, yenile yenile öğreniyor ruhunu taş duvarlarla örmeyi. Zaten Her şey hayal kurmakla başlamaz mıydı? Taş kalpli de olmuyor, sonradan olunuyor. Fırtınanın yaklaştığını sadece anlarsınız, onu durdurmaya hiç kimsenin gücü yetmez. İnsanlar gürültülü eylemlere tepkisiz kalabilirler de sessizliğin sesine dayanamazlar. Hayatında bir sorunla karşılaşmamış birisi gün gelir bir tek sorunla karşılaşırsa hayata tepetaklak olur. Ben merak etmiyorum artık. Bir kere yapan yine yapar...Bir kere giden yine gider. İnsan bu kadar acıya dayanmak zorunda değildir. Ne kadar acıya dayanmalıdır: Dayanabildiği kadar. Ya dayanamıyorsa? Kaybedeceğimiz şeyin büyüklüğü bizim hayattaki sorma
Zaten O Şarkıyı Ben Sana YazmadımOrkun Galolar · İnkılâp Kitabevi · 202662 okunma