Prometheus’a yardım ettim, diye hatırlattım kendime. Ama kendi kulaklarıma bile zavallıca geliyordu bu. Bir elin parmakları kadar olan o dakikalara daha ne kadar tutunacak, iplikleri atmış bir battaniyeyle örtünmeye çalışır gibi, kendimi daha ne kadar o dakikalarla örtmeye çalışacaktım? O zaman ne yaptığımın bir önemi yoktu. Prometheus yalçın kayalığındaydı, bende buradaydım.
Ama yalnız bir yaşamda, bir başka ruhun sizinkinin yanına damladığı ender anlar vardır, yıldızların senede bir defa yeryüzüne sürünüp geçmesi gibi. Diadalos da benim için öyle bir takımyıldızı.