“Üzerine yağmurun kokusu sinmiş toprağının. Göğsünün tam orta yerinde bir oyuk var. Islak topraktan koca bir avuç alınmış, başka parmakların izi kalmış. Mevsimler geçmiş, yapraklar dökülmüş üzerine. O oyuk hep öyle kalmış.
Toprağın kendi düzeninden, var olandan farklı, uyumsuz kalmış. Üzerine yapraklar serilse, sular dökülmüş, derinleşmiş. Gizlendikçe büyümüş. Bir türlü bütünleşememiş etrafıyla.
En son ne mi olmuş? Alışmış.
İçinde bir yerlerde o oyuğun var olduğunu bilerek, hislerini oraya saklamış. Mevsimlerden topladığı yaprakları üstüne kapatmış. “