Feminizmin toplumsal olarak erkek düşmanı, öfkeli, taş kalpli kadınların oluşturduğu bir hareket olarak gösteriliyor olması birçok insanı feminizmden uzaklaştırıyor. Feminizmin sadece erkek karşıtlığı olarak algılandığı bir toplumda toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak oldukça zor. Feminizmin cinsiyetçiliği, cinsiyet şiddetini ve baskıyı minimize etmeye çalışan bir harekettir yani erkekleri de kapsar. Feminizmin erkeklerden nefret etmekle ve onlara her durumda karşı çıkmakla ilgisi yoktur.
Küçüklükten beri eşitlikçi bir şekilde yetişmiş olsaydık çok daha sağlıklı bir toplum olabilirdik. Ama böyle bir toplumda doğmamış olsak da böyle bir toplum yaratmak bizim elimizde...
Kitapta da defalarca vurguladığı üzere; "Feminizm sadece kadınlar için değil herkes içindir."
Belki de bu kitapla aklınızdaki soru işaretlerinden ve bazı normlardan kurtulacaksınız… Bir bakmışsınız siz de bizim süpürgeye atlayıvermişsiniz ;)
Cinsiyete dayalı şiddet yasasının teoride erkekler için geçerli olmasına rağmen, kadınlar kadar erkekleri de koruyacak çok az sayıda yasa var. BM'nin tecavüz tanımını erkek kurbanları da kapsayacak şekilde değiştirmesi 2011 yılında olmuştur.
Aile içi şiddetin temel sebebi ataerkil değerlerdir. Erkekler şiddet uygulayabilecekleri düşüncesini bırakmak zorundadır ve bunun olması için anaokulundan da önce başlayarak cinsiyet rolleri algılarımızı değiştirmemiz gerekiyor.