Evindar Abiç

Evindar Abiç
@shadowgallery
Лучше общаться с хорошей книгой, чем с пустым человеком.
Psikolojik danışmanlık
Lisans
27 Ocak
74 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Şeytanın Mektupları
İnsan onun en güzel icadıydı, karasinekten sonra en gözde hayvanıydı.
Sayfa 84·Kitabı okudu
Dünya Klasikleri
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Pekala, Tanrı Âdem ile Havva'yı Cennet'ten kovdu ve en sonunda onları mahvetti. Tüm bunların nedeni ise, hakkı olmadan verdiği bir emre itaat etmemeleriydi. Ama bununla yetinmedi, göreceksiniz. Kendisi için başka, çocukları için başka ahlak kuralları var. Çocuklarının suçlulara adil ve nazik davranması, onları yetmiş yedi kez affetmesi gerektiğini söylerken, kendisi kimseye ne adil ne de nazik davranıyor. Cahil ve düşüncesiz ilk genç çiftini, daha ilk küçük hatalarında gözden çıkardı, "Bu defalık ceza almayacaksınız. Size bir şans daha veriyorum," demedi. Tam tersi oldu! Onların çocuklarını çağlar boyunca, henüz kendileri dünyada bile yokken işlenen küçücük bir hata yüzünden cezalandırdı. Hâlâ da cezalandırmaya devam ediyor. Üstelik ılımlı bir şekilde mi? Hayır, gaddar bir şekilde. Bu tür bir varlığın çok iltifat almadığını düşünebilirsiniz. Hayal kırıklığına uğrayacaksınız: Dünya ona Adil, Haklı, İyi, Merhametli, Affedici, Dürüst, Sevgi Dolu, Ahlakın Kaynağı gibi sıfatlar yakıştırıyor. Bu alaycı sözler ona her gün, dünya- nin her yerinde söyleniyor. Ama alaycı olduklarının farkında değiller. Hayır, ciddiler: Yüzlerinde hiç gülümseme yok.
Sayfa 83·Kitabı okudu
Dünya Klasikleri
Yanlış bir kararla utanç olarak adlandırılan geleneğin hiç- bir standardı yoktu ve olamazdı. Çünkü doğaya ve mantığa aykırıydı. Bu nedenle yapaydı ve birilerinin hevesinin, hastalıklı kaprisinin bir sonucuydu. Hindistan'daki seçkin kadınlar yüzlerini ve göğüslerini kapatırken bacaklarını kalçalarından itibaren açık bırakıyorlar. Oysa Avrupa'daki seçkin kadınlar bacaklarını kapatıp yüzleriyle göğüslerini açıyorlar. Masum vahşilerin yaşadıkları topraklarda, seçkin Avrupalı kadınlar kısa sürede çırılçıplak olmaya alışıyor ve bundan rahatsız olmamaya başlıyor. İyi eğitim almış bir Fransız kontuyla kontesi -birbirleriyle alakaları yoktur- on sekizinci yüzyılda, bir gemi kazası sonucu üzerlerinde yatak kıyafetleriyle ıssız bir adaya düşerler ve kısa süre sonra adada çıplak gezmeye başlarlar. Utançları yalnızca bir hafta sürer. Çıplaklıklarından rahatsız olmamaya başladıktan sonra bunu düşünmekten vazgeçerler.
Sayfa 81·Kitabı okudu
Dünya Klasikleri
Masum Kutsal Kitap bize Yaradılış hikâyesini anlatır. Neyin yaradılışını? Evet, evrenin. Altı günde yaratılmış! Bunu yaratan, Tanrı'dır. Adına evren dememiştir... bu isim fazla modern kaçar. Onun bütün dikkati bu dünya üze- rindeydi. Dünyayı beş günde kurdu... ya sonra? Yirmi milyon güneş ve seksen milyon gezegeni yaratması yalnızca bir gününü aldı! Bu fikre göre bunlar ne işe yarayacaktı? Bu küçük oyuncak dünya için ışık sağlamak. Tüm amacı buydu ve başka bir amacı da yoktu. Yirmi milyon güneşten biri (en küçüğü) gündüz ışık saçacaktı, geri kalanı evrenin sayısız aylarından birinin gecenin karanlığını biçimlendirmesine yardım edecekti.
Sayfa 77 - Hristiyanlıktan bahsediyor·Kitabı okudu
Dünya Klasikleri
Şeytan'ın Mektupları
Burası tuhaf, olağanüstü ve ilginç bir yer. Bizim oradaki hiçbir şeye benzemiyor. İnsanların hepsi çıldırmış, diğer hayvanlar da öyle. Ve hatta dünya ve Doğa'nın kendisi de. İnsan çok tuhaf bir yaratık. Çok çok iyi olduğunda alçak rütbeli, nikel kaplı bir meleği andırıyor; çok kötü olduğunda ise tarifsiz, akla hayale sığmaz biri oluyor. Baştan aşağı bir sarkazmdan ibaret. Ama bütün sakinliği ve bütün dürüstlüğüyle kendisini "Tanrı'nın en asil icraatı" olarak adlandırıyor. Size gerçekleri söylüyorum. Üstelik bu yeni bir fikir değil. Çağlar boyunca bunu anlatmış ve buna inanmış. İnanmış ve bütün ırkın içinde buna gülecek tek bir kişi bile çıkmamış. Dahası -sizi biraz daha sinirlendirmeye hakkım varsa- kendisini Yaratıcı'nın gözdesi sanıyor. Yaratıcı'nın onunla gurur duyduğuna inanıyor. Hatta Yaratıcı'nın onu sevdiğini, ona karşı bir tutku beslediğini, geceleri oturup onu hayranlıkla izlediğini, onu gözetip sorunlardan uzak tuttuğunu sanıyor. Yaratıcı'ya dua ediyor ve Yaratıcı'nın kendisini dinlediğini düşünüyor. Sizce de bu tuhaf bir fikir değil mi? Dualarını çiğ, yüzsüz ve tumturaklı sözlerle doldurunca Yaratıcı'nın bu abartılardan zevk aldığını sanıyor. Her gün yardım, iyilik ve korunmak için dua ediyor. Her ne kadar hiçbir duaya şimdiye kadar cevap alamamış olsa da, bunu büyük umutlarla ve inanarak yapıyor. Her gün karşılaştığı zorluklar cesaretini kırmaya yetmiyor, aynı şekilde dua etmeye devam ediyor. Bu şekilde sabırlı oluşunda güzel sayılabilecek bir şey var. Sizi biraz daha kızdıracağım: Cennete gideceğini zannediyor! Ona bunu söylemeleri için öğretmenlere maaş bağlamış. Öğretmenler cehennem denen, ateşin hiç sönmediği bir yer olduğunu ve Tanrı'nın buyruklarına uymadığı takdirde oraya gideceğini söylüyorlar.
Sayfa 68·Kitabı okudu
Dünya Klasikleri