insanlar sürekli konuşur, durur... siz odanızın köşesinde olduğunuz yerde sallanarak delirene kadar da devam ederler. onlar (o pis ve küçük zihinliler) sizi haklı olduklarını söyleyerek manipüle ederler.
"kim yazar oldu ki sen olacaksın?" derler alayla. "sen bu boş işleri bırak da bir okul oku. ya da seni bizim bla bla ustaya verelim, çırağı olursun." diye devam ederler. sesler yükselip konuşanlar arttıkça çaresizleşirsiniz. ya boyun eğer bla bla ustaya gidersiniz, ya da hiç istemediğiniz bir bölümün en düşük puanlı mezunu olursunuz. fakat çaresizlik hissetmeyip onların dediklerinin tersini yaparsanız?
ya gerçekten yazar olursanız?
bu kitap martin adında bir denizcinin aşık olduğu kız için kendini burjuva sınıfına ait hissetmeye çalıştığı dönemde edebiyatla, sosyolojiyle, bir çok yazar ve şairle tanışmasını anlatır. martin burjuva sınıfının hayalini kurarken, aslında onların kendisinden de bilgisiz olduğunu öğrenir. ÇÜNKÜ MARTİN ÖĞRENDİĞİ BİLGİLERE, BURJUVA İSE KALIPLAŞMIŞ FİKİRLERE AİTTİR.
burjuva ve kendi sınıfı arasında sıkışıp kalan martin artık kendini hiçbir yere ait hissetmez. artık sadece zamanında yazıp red yediği yazıları ve bildikleriyle baş başa kalır.
baş başa kalmak kendinle,
bir ödül mü, bir ceza mı?
farkındalık ve herkesten çok bilmek,
seni bilim adamı mı yapar,
yoksa bir aptal mı?
-s.w.