Mutluluk, dışarıda olmaktır; yürümek, bakmak, eşyayla kaynaşmaktır. Oturduğumuzda, kendimizin en kötü yanına kurban gideriz. İnsan bir sandalyeye çakılmak için yaratılmamıştır. Ama belki de daha iyisini hak etmiyordur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Başkalarına göre gösterişten daha bağışık olduğumu sanırdım. Yakın zamanda gördüğüm bir rüya beni bu yanılgıdan kurtardı. Rüyamda yeni ölmüşüm. Beyaz ahşaptan bir tabut getiriyorlar benim için. "Bari üstüne biraz vernik atsaydınız!" diye bağırıyorum, cenaze levazımatçılarının üzerine atılmadan önce.
Bunun üzerine bir kargaşa kopuyor.
Sonra uyanıyorum… ve utanç.
Cenazelerde kederimin vasatlığı. Merhuma üzülmenin imkânsızlığı; tersine, her doğum beni hayrete gark ediyor. İnsanların bir bebeği gösterebilmesi, bu potansiyel felaketi sergilemesi ve bundan neşe duyması akıl alır gibi değil, çılgınca.