Artık hiçbir şeyden gurur vesilesi çıkarmamayı —boşuna— deniyorum. Yine de bunu başardığımda, artık ölümlüler güruhuna ait olmadığımı hissediyorum. O zaman her şeyin, bizzat tanrıların üzerindeyim. Belki de ölüm budur: Bir büyüklük, aşırı üstünlük hissi.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hiçbir şeyin olmadığını, şeylerin görünüş mertebesini bile hak etmediğini anladığımız zaman, kurtarılmaya ihtiyacımız kalmaz, kurtarılmış ve ebediyen mutsuzuzdur.
(...) Patrona dil uzatıyoruz. Gaddarlık sermayesini çarçur eden bir tanrıdan artık kimse çekinmez, kimse ona saygı duymaz. Ona inanmanın korkmak olduğu, ürküntülerimizin onu hem merhametli hem de vicdansız diye hayal ettiği yüzyılların damgasını taşıyoruz. Bizzat müminler bile onun aşıldığını, onu şimdiye, hele geleceğe bağlamanın artık imkânsız olduğunu hissederken, şimdi kimin gözünü korkutacak?
Bu kadar uzun süre Tanrı’dan başka sığınağımız olmayınca, onda kendimizde olduğu kadar derinlere daldık (bu dalış iki bin yılda gerçekleştirdiğimiz tek gerçek kahramanlığı temsil eder), onun uçurumlarını ve kendimizinkini yokladık, sırlarını tek tek aşındırdık, bilginin ve duanın çifte saldırısıyla tözünü zayıflattık ve saygınlığını tehlikeye attık.
Eskiler, tanrılarını aşırı yormazdı: Onları hırpalamayacak ve inceleme nesnesi yapmayacak kadar zarafetleri vardı.